Osmanlıda Kubbealtı Nedir,Görevi | Osmanlı Tarihi |

Osmanlıda Kubbealtı Nedir Osmanlı vezirlerinin Topkapı sarayında devlet işlerini görüşmek üzere toplandıkları yer.

Kubbe altı, orta kapı ile Babüssaade (Akağalar kapısı) arasındadır; On altıncı yüzyılda Kanunî Sultan Süleyman’ın sadrazamı Makbul (Maktul) İbrahim Paşa tarafından kuruldu.

Fakat bina, bir cariyenin dikkatsizliği yüzünden sarayda çıkan yangın sonucu yandı (25 temmuz 1665).

Osmanlı Devletinde Kubbealtı Vezirleri Görevleri

Bu olay üzerine bina, padişahın emriyle üç kubbeli olarak yeniden yaptırıldı.

Bu üç kubbeden birinin altında, divan üyelerinin toplanarak görüşmelerde bulunduğu salon yer alıyordu.

Burada üyelerin oturacağı yerler önceden belirlenirdi.

Sadrazam ile diğer vezirlerin oturdukları yerin yukarısında padişahın görüşmeleri dinlediği Kasrı Adi (Kasrı Sultan) denilen kafes pencereli bir bölme vardı.

İkinci kubbenin altında, divanı hümayun hocaları, halife ve şakirtler otururlardı.

Üçüncü kubbenin altında, devletin asıl defter ve kayıtlarını kapsayan ruznameler, piyade ve süvari mukabeleleri, cizye, mukataa, mevkufat gibi defterler sandıklar içinde saklanırdı.

Burası her divan günü sadrazamdaki mührü hümayun ile mühürlenirdi.

İki kubbe arasındaki yerde, reisülküttap ile divanı hümayun kâtipleri otururdu.

Yine burada üç kubbe dışında, sekiz kubbe altında, dış hazine vardı.

1792 ve 1819’da onarılan kubbealtı, tarihî önemi ve mimarî güzelliğiyle dikkati çeker.

Kubbealtının önünde, doğu mimarî tarzında yapılan, saçaklı ve tavanı süslemeli, demir parmaklıkla kapalı genişçe bir gezinti yeri vardı.

Buradaki kapıdan divan salonuna geçilirdi.

Salonun tavanı, altın yaldızlı işlemeyle süslüydü.

Kubbenin tam ortasında bir avize asılıydı.

XIX. yy. sonlarıyla XX. yy. başlarında, devlet meseleleri, Babıâli’de görüşülmeğe başlandığından, kubbealtı önemini kaybetti.

Bakımsızlık ve ilgisizlikten bina harap oldu; bir yangın sonunda da bir bölümü yandı.

Cumhuriyet devrinde millî eğitim bakanı Haşan Âli Yücel ve maliye bakanı Fuat Ağralı’nın kubbealtı ile ilgilenmeleri sonucu bina XVI. yy.daki şekli göz önünde tutularak onarıldı.

Bir cevap yazın