Hakkında Bilgi

Hakkında Bilgi,Ansiklopedik Bilgi

BiyografiTarih

Otto von Bismarck Kimdir,Hayatı | Biyografi,Tarih |

Otto von Bismarck Kimdir,Otto von Bismarck, Bismarck Prensi Otto Eduard Leopold (1 Nisan 1815 – 30 Temmuz 1898), 1860’lardan 1890’a kadar

Belge 7 1

Almanya ve Avrupa’daki olaylara egemen olan prensler için prestijli bir devlet adamıydı.

1860’lı yıllarda Alman devletlerini,bir dizi savaş,altında güçlü bir Alman İmparatorluğu’na dönüştürdü.

Otto von Bismarck Hayatı

Göttingen üniversitesinde oldukça serbest bir öğrenci hayatı yaşadı.

Askerliğini gönüllü olarak yaptı, kardeşiyle birlikte malikanelerini başarıyla yönetti.

Tarıma karşı derin bir ilgi duydu.

Kişiliğinde prusyalı asker disiplini, soyluluk gururu, Lutherci sağlam bir inanç, nazik durumlarda yumuşayan bir hoyratlık toplanmıştı.

Bu niteliklerin yanında değişmez özelliği imparatorun şahsına olan bağlılığı ve Almanya’nın büyüklüğüne olan derin inancıydı.

Bütün isteği alman birliğini kurmak ve güçlendirmekti. Bu düşünce, hayatının en büyük ve tek amacı oldu.

1847’de, Prusya Landtag’ına seçilince politikada muhalefet yolunu tuttu.

Usta bir diplomat olarak Frankfurt Diyet meclisinde Prusya’yı temsil etti, kürsüde bu meclisin yetersizliğini dile getirdi ve onu Avusturya’dan kopmuş saydı (1851 – 1859). 1859 – 1862 Yılları arasında St. Petersburg’da ve Paris’te elçilik görevlerinde bulundu.

Bu sıralarda. iki cephede çıkacak bir savaşı önlemek, belki de gelecekteki tasarıları gerçekleştirmek için bu başkentlerde yararlı dostluklar kurdu.

Roon’da yapılacak askeri reform için Landtag’dan gerekli oyu elde edemiyen Wilhem I tarafından telgrafla çağrıldı.

20 Eylülde Berlin’e gitti. 23 eylülde Devlet bakanı oldu, bir ay sonra da Başbakanlığa ve Dışişleri bakanlığına geçti; Landtag hiçe sayılarak, gerekli krediler sağlandı ve Prusya’ya iyi eğitilmiş 30 000 kişilik bir ordu kazandıran reform gerçekleştirilerek tam bir diktatörlük kuruldu.

Bütçe kral emirnameleriyle yapılmakta; basın hürriyeti kısıtlanmakta, resmi adaylık usulü uygulanmaktaydı.

Bütün bunlar, devletin otoritesini güçlendirmekle birlikte, liberaller arasında hoşnutsuzluk yaratıyor, fakat Bismarck’ın başarısı yine devam ediyordu.

Çünkü 1862’den sonra kral ile aralarında verimli bir işbirliği kurulmuştu.

Bu birlik kralın ölümüne kadar (1882) sürdü.

Gerçi, verilen söze ve meşruluk prensibine saygı gösteren kral ile aralarında sert tartışmalar olmuyor değildi.

Kral, Bismarck’ın soğuk ve hesapçı gerçekçiliğine hem karşı koyuyor, hem de ondan çekiniyordu.

Bununla beraber devletin yararı uğruna, bu otoriter ihtiyar, tercihlerinden, düşüncelerinden ve dostluklarından fedakârlıkta bulunmak akıllılığını gösterdi.

1864’ten 1871’e kadar Bismarck, iki aşamada alman birliğini gerçekleştirdi, önce Avusturya’yı uzaklaştırdı: Dükalıklar savaşı (1864), Gastein anlaşması (1865).

Bismarck, Habsburg’lara karşı savaş açtı ve diplomasi yoluyla onları tecrit etmeyi başardı (Biarritz görüşmeleri, 1865; nisan 1866’da İtalya ile yapılan antlaşma).

Prusya’nın 3 temmuz tarihinde kazandığı Sadowa zaferi sonunda Prag’da yapılan antlaşmada (23 ağustos 1866) Avusturya, konfederasyonun bozulmasını, Prusya’nın etrafından Kuzey Alman devletlerinden meydana gelen bir konfederasyon kurulmasını kabul etti.

Avusturya ile Main’in kuzeyi, bu konfederasyonun dışında kalıyordu.

Kuzey Alman konfederasyonu ayrıca üç Danimarka dükalığı ile Avusturya tarafını tutan Kuzey – Doğu (Hannover, Hessen -Nassau ve Hessen – Darmstadt, Frankfurt – am – Main) Alman devletlerini ilhak hakkını elde etti.

İkinci aşamada Bismarck Main’in güneyindeki devletlerin ilhakını engelleyerek alman birliğini köstekleyen Fransa’yı sahneden uzaklaştırmayı başardı.

Bu konuda Napoleon III,kendine rağmen onun en büyük yardımcısı oldu.

Çünkü Napoleon III, Bismarck ile pazarlığa girerek, Almanya’nın, Ren’in sağ kıyısına, Belçika’ya, sonra da Lüksemburg’a dokunulmaması şartı ile (bahşiş siyaseti) tarafsız kalacağını bildirmiş ve bu yüzden Avrupa’da kendine karşı güvensizlik beslenmesine, Almanya’da da, Fransa zararına, milli duyguların canlanmasına yol açmıştı.

Bu pazarlığın, yabancı basına ustaca bir şekilde aksettirilmesi, daha sonra, 1870’te. Hohenzollern’lerin İspanya tahtına aday gösterilmesi ile ilgili Ems telgrafının kurnazca kısaltılması (değiştirilmesi değil), fransız – alman savaşının patlaması ile sonuçlandı.

Bu savaşı, Roon ve Moltke kadar Bismarck da arzuluyordu.

Çünkü bu savaş zaferle sonuçlanırsa, Almanya Güney Main eyaletini ilhak edebilecek ve Alsace Lorraine ele geçirilerek Alman birliği sağlanmış olacaktı.

Versailles sarayında, Wilhelm I yararına II. Reich’ın ilanı (18 ocak 1871) ile Frankfurt antlaşması (10 mayıs 1871) Bismarck’ın bu hayalini gerçekleştirdi.

Alman birliği gerçekleşince, yalnız imparatora karşı sorumlu kalan Bismarck, Almanya başvekili ve Prusya meclisi başkanı olarak eserini sağlamlaştırmaya koyuldu.

Bismarck, önce Main’in güneyindeki eyaletleri Kuzey Almanya konfederasyonuna kattı, imparator ve başvekillik yetkilerin: genişletti; mark’ın imparatorluk bankas: tarafından çıkarılmasını sağladı (1872); medenîi ve ceza usulü yasaları (1872-1876) ile askerlik hizmetini yedi yıla çıkaran 1874 kanununu kabul ettirdi, son olarak da ulusal azınlıkları millileştirdi ve böylece, anayasa, maliye, hukuk ve kültür bakımından güçlü bir birlik yarattı.

Fakat, içişleri alanında ve parlamento içindeki diktatörce davranışı kuvvetli bir muhalefetle karşılaştı.

Görünüşteki soğukkanlığına rağmen, ustaca bir uyarlıkla bu muhalefeti kırmaya çalıştı.

Almanya şansölyeliği, Prusya meclisi başkanlığı, kendisine olağanüstü bir hakemlik sağlamakla beraber, görevini güçleştirdi: çünkü karşısınca oldukça liberal (genel seçimle seçilmiş reichstag) ve çok tutucu olan başka bir meclis (sınıf sistemine göre seçilen Landtag) vardı.

İlk dönemde (1871 – 1878) himaye sisteminden yana olan tutucular (Bismarck serbest mübadeleden yana idi) ile Merkez partisinde Windhorst’un etrafında toplanmış olan Katoliklerin ikili muhalefetiyle karşılaştı.

Bunlara karşı roma kilisesinin alman ruhban sınıfı üstündeki etkisini ortadan kaldırmak ve alman Katolikleriyle Polonya, Alsace ve Lorraine’deki Katolik azınlıklar arasındaki çatışmayı önlemek için (sivil devleti laikleştiren, tarikatçı papaz topluluklarını kaldıran kanun v.b.) Kültür kamp uygulandı.

Sonra, ikinci dönemde, Bismarck İktisadi ve siyasi nedenlerle (Prusya tarımının korunması ve 1877’de, 12 sosyalist milletvekilinin seçilmesi) siyasetine yeni bir yön vermek zorunda kaldı.

Toprak kanunu taraflısı muhafazakârları memnun etmek için serbest mübadele sisteminden vaz geçtiyse de (1879 kanunu) sanayicilerle nasyonal liberalleri kendine düşman etti.

Sosyalistleri yenmek için Merkez partisiyle birleşmeye çalıştı (Mayıs kanunlarının kaldırılması).

Böylece Katoliklere karşı aldığı tedbirlerin başarısızlığını kabul etmiş oldu.

Sonra, bir yandan, sosyal demokratlar üzerinde baskı siyaseti (1878 kanunu) uyguladı; öte yandan, bir devlet sosyalizmi gerçekleştirerek işçi kitlelerine birtakım faydalar sağladı (mecburi sigortalarla ilgili sosyal kanunlar, 1883 – 1889).

Bununla birlikte, bu konuda pek de başarılı olamadığı sosyalist oyların yükselişiyle belli oldu. 1881’de 312 000, 1890’da 1 427 000 oy.

Almanya’nın içişlerinin yönetilmesinde gerçekçi, ama bazen sakat bir siyaset izleyen Bismarck, milletlerarası alanda daha başarılı oldu.

Her şeyden önce, Almanya’nın birleşmesini gerçekleştirmek için barışı korumak gerektiğini anladı.

Fransa’ya karşı tehdit edici bir tavır takınmakla birlikte (1874 ve 1878 uyarmaları, 1887’de Sçhnoebele meselesi) gerçekte, Fransa’nın kalkınmasını geciktirmek ve onu tecrit etmeyi, Alsace – Lorraine için muhtemel bir harekete geçmesini önlemeyi düşünüyordu.

Muhtemel bir fransız – rus antlaşması çerçevesi içinde iki cepheli bir savaştan korktuğu için karmaşık, fakat etkili bir sistem kurdu.

Bu, hem Avusturya – Macaristan, hem de Fransa’ya karşı Rusya ile ittifaklar kurmayı gözeten bir sistemdi.

Balkanlarda, çoğu zaman, birbirini tutmayan ilişkilerle bağlı bulunduğu bu iki hasım devletle olan ittifakları sürdüren Bismarck Berlin kongresinde (1878) olduğu gibi, milletlerarası siyasetin ünlü hakemlerinden biri oldu Bu kongrede, rusların Balkanlarda uygulamağa çalıştığı panislavizm çabalarını durdurdu.

Berlin konferansındaysa, Avrupa’nın Afrika’daki etki alanlarını sınırladı (1884 – 1885).

İzlediği bu siyasetin ataklığı, bundan memnun olmayanların sayısını artırdı.

İsteklerini olduğu gibi kabul eden Wilhelm I’in ölmesi, Friedrich II’nin çok kısa süren hükümdarlığından (mayıs – haziran 1888) sonra, Bismarck’a karşı hayranlık duymakla beraber, devlet yönetimini eline almakta acele eden ve genelkurmay başkanı Waldersee’nin etkisinde kalan genç Wilhelm II’nin tahta geçmesi, Bismarck’ın düşmesine yol açtı.

Bunun birçok nedenleri vardı: sosyalist partisinin durmadan gelişmesi, birbiriyle bağdaşmaz ittifakların imzalanması, Bismarck’ın şansölyeliği oğluna devretmek istemesi, son olarak da, imparatora haber vermeden parti liderlerini evine kabul etmesi.

İmparatorun bir sitemi üzerine Bismarck, kabul edilmez sanarak istifasını verdi; hesabı yanlış çıktı ve Varzin’deki (Pomeranya) topraklarına çekildi.

1892’deki barışmaya rağmen, burada hayatının son günlerini, imparatoru ve yeni yöneticileri yeren Hamburger Nachrichten (Hamburg’tan Haberler) adlı eseriyle, Gedanken und Erinnerungen’i (Düşünceler ve Anılar) yazarak geçirdi.

Karşılaştığı birçok siyasi güçlüğe (çeşitli İktisadi ve sosyal çıkarlar arasında bağdaşmanın imkansızlığı) rağmen yaptıklarının bilançosu hayli olumludur: alman birliği onun sayesinde bir gerçek olmuştur.

Otto von Bismarck

Otto von Bismarck

Otto von Bismarck

Bir yanıt yazın