Sadaret Makamı Nedir | Osmanlı Tarihi |

Sadaret Makamı Nedir
Sadaret Makamı ,(«Sadrazamların oturdukları resmi yer» anlamına da gelir).

Sadaret Makamı Nedir,(«Sadrazamların oturdukları resmi yer» anlamına da gelir).
Bilimselye makamlarından olan Anadolu ve Rumeli kazaskerliğine verilen ad.

(Bilimselye sınıfının bu iki büyük makamının her ikisini birden belirtmek için sadreyn kelimesi kullanılırdı.)

Sadaret arz odası, Paşakapısı ve ya Babıali’de bulunan tören salonuna verilen ad. (Sadrazam sadaret arz odasında gerekli kişilerle görüşür. Bazı törenler burada yapılırdı.)

Sadaret dairesi, Paşakapısı veya Babıali’de sadrazamın bulunduğu yere verilen ad.
Sadaret hattı hümayunu,sadrazam değişikliği dolayısıyla yeni sadrazamı göreve çağırmak için yazılan hünkar tezkiresi.

Sadaret kürkü, yeni sadrazama padişah tarafından giydirilen kürke verilen ad. (Biri sade, diğeri seraser kaplı iki samur kürktür.)

Sadaret pişkeşi, sadrazamın sadarete tayini dolayısıyla padişaha sunduğu armağan. (Tanzimattan sonra kaldırıldı.)

Sadaret yaveri, Osmanlı devletinin son zamanlarında sadrazam yaverine verilen ad. (Sadrazamın birkaç yaveri bulunur, bunların başlarına sadaret başyaveri denirdi.)

Sadaret Alayı

Sadrazam olanlar için yapılan tören.

Tanzimattan evvel yeni sadrazam, padişahtan sadaret mührünü aldıktan sonra darüssaade ağasının odasında bir süre istirahat eder, sonra sarayın orta kapısından dışarı çıkarak solak, peyk ve divan çavuşlarından meydana gelen bir alayla, Paşakapısı’na (Babıali) giderdi.

Yeni sadrazam önce şeyhülislam, sonra sırayla vezirler, kaptan paşa, kazaskerler, ulemadan teşrifata dahil olanlar tarafından tebrik edilirdi.

Sadrazam, şeyhülislama ve diğer ilerigelen devlet adamlarına kürk giydirir, derecelerine göre hediyeler verirdi.

Birkaç gün sonra sadrazam, şeyhülislamı ziyarete gider, yine törenle Paşakapısı’na dönerdi.

Sadrazamın tayininden sonra padişah, sadrazama bir hattı hümayun gönderir, yapılması gereken işler hakkında direktifler verirdi.

Bu hattı hümayun reisülküttap tarafından, ilerigelen devlet adamları önünde okunurdu.

Osmanlı devletinin son zamanlarında sadrazam adayı saraya çağrılır, padişah tarafından mühür kendisine verilirdi.

Hattı humayun ise başkatip tarafından alayla Babıali’ye kadar vapurla gelir, Sirkeci’de saraydan gönderilen bir arabaya biner, Saray adamları, teşrifat memurları, atlı askerlerden meydana gelen bir alayla Babıali’ye giderdi.

Abdülhamid II devrinde Yıldız’dan Dolmabahçe’ye, Sirkeci’den Babıali’ye kadar olmak üzere sadaret alayı iki kısımda yapılırdı.

Bu devirde sadrazam önceleri ata binerken Hüseyin HBilimsel Paşa sadaretinde arabaya binmek adet oldu. Sadaret alayı töreni imparatorluğun sonuna kadar sürürüldü.

Sadaret Hattı Hümayunu

Sadaret hattı hümayunu’nda eski sadrazamın değişme sebebi, yenisinin yapacağı işler belirtilir ve çalışmasında başarılı olması dilenirdi.

Hattı hümayunun gönderileceği gün, gerekli devlet adamlarına tezkireler yazılarak Babıali’ye davet edilir; hattı hümayun bunların önünde törenle okunurdu.

Hattı hümayun mahrama denilen peşkir içine konarak üzeri mühürlenir, Babıali’de sadrazam ve diğer devlet adamları tarafından karşılanır, getiren ağadan alınır, öpülüp başa konduktan sonra mührü açılır, okunmak üzere reisülküttaba verilirdi; o da yüksek sesle okurdu.

Hattı hümayunu getiren ağaya hilat giydirilirdi.

Son devirlerde hattı hümayunu kırmızı atlas kese içinde mabeyn başkatibi getirir, sadaret mektupçusu okurdu.

Sadaret Kaymakamı

Sadaret kaymakamı, sadrazam sefere çıktığı zaman İstanbul’da yerine vekil olarak bıraktığı vezir derecesindeki görevli.

Sadaret kaymakamı tayin edilen vezir, sadrazamla beraber padişahın huzuruna girer, kürk giyer, memuriyeti ilan olunurdu.

Bununla ilgili olarak gönderilen hattı hümayun Divanı Hümayunda okunurdu.

Sadaret kaymakamı orduyu ve sadrazamı Davutpaşa’da veya Üsküdar’da uğurladıktan sonra görevine başlardı.

Kaymakam, sadrazamın sefer dolayısıyla bulunduğu bölge hariç, sadrazamın bütün yetkilerine sahipti.

Tuğralı hükümler gönderir, şer’i, örfi, hukuki ve cezai kararlar verirdi.

İstanbul’da kol gezer, tersaneyi teftiş ederdi.

Yalnız vezirliğe, beylerbeyliğe, sancakbeyliklerine ve orduya ait askeri tayinlerle yabancı tacirlere ait işlere karışmazdı.

Sadaret kaymakamı başkanlığında toplanan çarşamba divanına İstanbul kadısıyla Galata, Üsküdar, Eyüp kadıları, yeniçeri ağa vekili, sekbanbaşı katılırdı.

Kaymakam divanında alınan kararlar rikab defterleri denilen ayrı defterlere yazılırdı.

XVI. yy. sonlarına kadar padişahların mühürleri sadrazamlarda, sadrazamların mühürleri de kaymakamlarda dururdu.

Bir sadrazam azlolunduğu ve sadrazamlık eyaletlerde bulunan bir vezire verildiği zaman yeni sadrazam gelinceye kadar yerine bir kaymakam tayin edilirdi.

Ancak bunların hizmet süresi kısa olduğu için önemli meşelere karışmazlardı.

Sadrazam İstanbul’a gelince kaymakamlık sona erer, sadaret kaymakamına çoğunlukla kubbe vezirliği verilirdi.

Sadaret Kethüdası

Sadaret kethüdası, sadrazamın birinci derecede yardımcısı ve güvendiği görevli.

Sadaret kethüdası, önceleri, sadrazamların doğrudan doğruya maiyet memurlarındandı.

Resmi hiç bir sıfatı yoktu.

Nevşehirli Damat İbrahim Paşanın sadaretinden sonra devlet kadrosuna girmek suretiyle resmi memur olmaları kabul edildi.

Azil ve tayinleri sadrazamın inhasıyla yapılmaya başlandı.

XVIII. yy.ın ilk yarısından sonra bütün Divanı Hümayun memurlarının, hatta reisülküttapların da üstünde bir durum kazanarak birinci derecede önemli bir mevki sahibi oldular.

Bununla birlikte, birçok zaman sadrazam azledilince sadaret kethüdası da azledildi.

Bütün devlet işleri sadrazama gelmeden ötace kethüdanın elinden geçerdi.

BabIali’den çıkan bütün emirler onun tavsiyesine göre yapılırdı.

Kethüdaların ayrı bir daire ve kalemleri vardı.

Kethüda katibi bu kalemin amiriydi.

Sadaret kethüdası daha çok iç işlerle uğraşırdı.

1835’te Pertev Efendinin sadaret kethüdası bulunduğu sırada bu makam kaldırıldı.

Yerine Mülkiye nezareti kuruldu.

Pertev Efendi ilk mülkiye nazırı oldu.

1837’de Mülkiye nezaretinin adı Dahiliye nezaretine çevrildi.

Sadaret Mektupçusu

Sadaret mektupçusu, sadrazamın yazı işlerini yürüten memur (Mek-tubii sadrı ali de denirdi.)
Sadaret müsteşarı, sadrazam müsteşarına verilen ad.

Mektupçu dairesi denilen kalemin başıydı.

Sadrazam tarafından veya padişah fermanıyla birlikte, yazılan tahrirat, emir, buyruldu ve sadrazam mektupları, mektupçunun amir olduğu kalemde yazılırdı.

Kendisi Hacegan rütbesinde olan sadaret mektupçusu, vilayetlerden veya diğer devlet dairelerinden gelen yazıların özetlerini yapar, asıllarıyla birlikte her gün sadrazama götürürdü, özetleri okur, gerekirse asıllarını gösterirdi.

Mektubi kaleminde mektubi başhalifesi kendisinin yardımcısıydı.

Bir cevap yazın