Sağır ve Dilsiz

Sağır ve Dilsiz Hem sağır hem dilsiz olan (kimse), [özellikle doğuştan veya konuşmaya başlamadan önce sağır olan.]

Sağır ve Dilsiz
Sağır ve Dilsiz Hem sağır hem dilsiz olan (kimse), [özellikle doğuştan veya konuşmağa başlamadan önce sağır olan.]
Sağır-dilsiz bir insan aslında sağır olduğu için dilsizdir.

Konuşmaması ses organlarının fena gelişmiş olmasından değil, konuşmayı işitemediği, çıkan sesleri taklit edemediği içindir.

Sağırlık doğuştan veya sonradan olabilir.

Doğuştan sağırlığın, genetik kanunlara uygun olarak geçen çekinik bir gene, bağlı olduğu kabul edilmektedir.

(Kan hısımlığı olanlardan doğan çocukların sağırlığı bu çeşittendir.)

Sonradan olan sağırlığın sebepleri şöyle sıralanabilir

1. doğum öncesinden ve doğum sırasında meydana gelen bozukluklar (gebeliğin başlangıcında ananın yakalandığı mikroplu hastalıklar, özellikle kızamıkçık; frengi; bebekte Rhesus faktörüne bağlı hemolitik hastalık; doğum travmaları).

2. doğumdan sonra ortaya çıkan bozukluklar (menenjit, kulak iltihapları, işitme siniri enfeksiyonu [kızamık, kızıl, boğmaca, su çiçeği, kabakulak], zehirli ilaçlardan [streptomisin] meydana gelen sinir iltihapları).

Eskiçağda sağır-dilsizler delilerle ve aklı zayıf olanlarla bir tutulurdu.

Ancak XVI. yüzyılda sağır çocukların eğitimi için çaba gösterilmeğe başlandı.

Tanınmış ilk sağır-dilsiz eğitimcisi İspanyol Pedro de Ponce’dir.

Ondan sonra gelenlerin başlıcaları şunlardır: Carion, Bonet (İspanya), Wallis (İngiltere), Amman (Hollanda), Arnoldi Heinicke (Almanya), Epee papazı Pereire Itard (Fransa) v.d.

Epee papazı 1760’ta halk için ilk sağır-dilsiz okulunu kurdu.

(Ondan önce sadece zengin bazı sağır-dilsiz çocuklar özel eğitimcilerin verdikleri derslerden yararlanırdı.) Papaz Pereire öğretim için mimik metottan yararlanıyordu; her harfi parmakların bir duruş şekliyle belirtiyordu.

Bugün, görme ve dokunma yoluyla küçük sağır-dilsizlere, işitebilen her çocuğun okula gittiği zaman bildiği kadar konuşma öğretilebilir.

Buna paralel olarak, işitme eksikliğini gidermek amacıyla sağır-dilsizler dili dudak hareketlerinden anlamaya alıştırılır, öte yandan, bir dereceye kadar işitme imkanı bulunan çocuklar ses kuvvetlendirici aletler kullanılarak işitme metodu ile eğitilir.

Küçük sağırlar ana dilini öğrenip kelime dağarcığını zenginleştirdikçe genel eğitim dersleriyle (aritmetik, coğrafya, tarih v.b.) genel bilgilerini de arttırırlar.

Ayrıca on dört yaşından itibaren genel eğitimin yanı sıra bir de meslek eğitimi görürler.

Sağır-dilsizlerin eğitimi özel tekniklere ihtiyaç gösterdiğinden ancak özel eğitim görmüş öğretmenler tarafından yapabilir.

Bir cevap yazın