Salgın Nedir,Gücü,Bilimi,Özelliği

Salgın Nedir,(salmak’tan sal-gın).

Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir kısınma bulaşan (hastalık): Orta Amerika’dan gelen iki gemi yanaştığı limanlara sarı humma bıraktı.

Salgın, bir hamlede, limanlardan içeriye doğru genişledi (F. R. Atay). Nezle oldum sanırım, çünkü bu kış pek salgın (M. a. Ersoy).

Esk. Saldırgan.

Bir hastalığın veya bir hal ve alışkanlığın birçok kimseye birden bulaşması hali: Tifo salgını. Kumar salgını

İstila: Çekirge salgını.

Mal. Esk. Yıllık vergi.

Tıp

Salgın gücü, bir salgının şiddetli geçmesine yol açan özelliklerin tümü.

(Salgın gücü, hastalık yapan mikrobun azgınlığına, üreme ve bulaşma hızına, iklim ve toplum şartlarına, kişilerin intana direncine göre değişir.)

Salgınlar bilimi, salgınları, salgınların sebeplerini, yayılmasını ve bunlara karşı savaşma çarelerini araştıran tıp ve sağlık bilim dalı.

Salgın özelliği, bir salgının şiddet derecesini belirleyen niteliklerin tümü.

(Bir salgının özelliği, sebep olan mikrobun saldırganlığı, çoğalma ve bulaşma çabukluğu, iklim ve sosyal şartlar, kişilerin intana olan dirençlerine bağlıdır.)

Andemi ve pandemi ile salgın’ı kesin olarak birbirinden ayırmak güçtür.

Gerçekten, yerleştiği yerden dışarıya çıkarak yayılan her. andemi, geçtiği başka bir bölgede salgın halini alır.

Fakat bu yeni bölgede fiziki ve sosyal ortam gibi herhangi bir şartın etkisiyle yerleşir kalırsa, salgın da andemiye dönüşür.

Bu durumda ise salgınlar esas olarak intani hastalıklar sınıfına girer ve doğrudan doğruya veya dolaylı olarak fertten ferde geçebilir.

Dolaylı bulaşma gerek canlı bir taşıyıcı (msl. sarı humma ve tifüste olduğu gibi böcekler), gerek cansız bir taşıyıcı (virüsünün çoğu zaman hava akımlarıyla yer değiştirdiği tahmin edilen gripte olduğu gibi) aracılığıyla olur.

Şu halde, salgınların tanımını yapmaya, sebeplerini ve seyrini anlamaya imkan veren, «bulaşma» kavramıdır.

Bununla beraber, salgını andemiden ayıran şey, birincisinin seyri sırasında değişimler göstermesidir.

Veba, kolera, grip v.b. en şiddetli salgınlar bile sonunda sönüp gider, çünkü, önce salgının hüküm sürdüğü bölgelerde yaşayanlar yavaş yavaş bağışıklık kazanırlar.

Bu suretle afet onları etkilemez olur ve belirli bir zaman sonunda ister istemez ortadan kaybolur.

Sonra, hastalık yapan mikroplar gittikçe hastalık yapma yeteneğini kaybeder.

Ve nihayet, son zamanlarda uygulanan önleyici ve tedavi edici tedbirler bulaşmayı önlemekte veya kısıtlamakta yahut da hastalan iyi ederek bulaşma kaynaklarını yok etmektedir.

Bu son sebeple, günümüzde büyük salgınlar gitgide nadir görülmektedir, çünkü barındığı yer meydana çıkarılınca hastalığı o yerde hapsetmek ve yerli yerinde boğmak için bütün imkanlar kullanılmaktadır (dezenfeksiyon, aşı v.b.). Grip, salgınları en sık görülendir.

Batı Avrupa’da 1918-1919 salgını, virüsün hastalık yapma gücü ve zamanın kötü şartları yüzünden ağır geçmişti.

1949 salgınında da komplikasyonlara karşı antibiyotik kullanılmasına rağmen İtalya ve Ingiltere’de ağır şekilleri görüldü.

İkinci Dünya savaşı sonunda İtalya ve Almanya’da başgösteren bir tifüs salgını, bitlere karşı D.D.T. ile yapılan savaş sayesinde daha başlangıçta önlenebildi.

Son büyük veba salgını 1930’da Cezayir’de görüldü.

Hukuk

Salgınları durdurmak ve etkisiz hale getirmek için gerekli bütün tedbirleri almak, vali ve belediye başkanlarının işidir.

Sağlık teşkilatı, Hıfzıssıhha kanunu gereğince işler.

Her hekim veya ebe, rastladığı salgın hastalıkları resmi makamlara bildirmek zorundadır.

Hastanın bulunduğu binanın baş sakini (aile reisi veya müessese müdürü) aynı zorunlulukla mükelleftir.

Bildirilmesi zorunlu olan hastalıkların listesi Sağlık ve Sosyal Yardım bakanlığının kararnamesiyle tespit edBilimselştir.

Bu hastalıklar şunlardır: tifo, tifüs, çiçek, kızamık, difteri (kuşpalazı ve zarlı anjin), kolera ve koleraya benzeyen hastalıklar, veba, sarı humma, dizanteriler, kızıl, beyin-omurilik menenjitti, trahom, kanamalı sanlık spiroketozu, boğmaca, çocuk felci, viruslu sarılık.

1851 Birinci Paris konferansı sonucunda, 1852’de Sağlık sözleşmesi imzalandı ve akdeniz limanlarında karantinalar açıldı.

Bu tedbirler yetersiz görüldüğünden, yine Paris’te imzalanan 3 Aralık 1903 sözleşmesi gereğince 1907’de Milletlerarası Halk Sağlığı teşkilatı kuruldu.

Çeşitli ülkelerde Kızılhaç Kuruluşları birliğinin teşebbüsüyle başka konferanslar da toplandı.

Fakat Dünya Sağlık teşkilatı ancak ikinci Dünya savaşından sonra kurulabildi.

Veterinerlik

Dar salgın, .gerek sürekli olarak, gerek zaman zaman bir tek yerin veya bir tek işletmenin hayvanlarını yakalayan salgın hastalık.

Salgınlar hayvanlar aleminde de görülür.

Bulaşıcı olarak bilinen, haber verilmesi zorunlu olan ve sağlık tedbirlerinin uygulanmasını gerektiren hayvan hastalıkları şunlardır: kuduzun bütün türleri; sığır vebası (bütün gevişgetiren türlerde); sığırlarda bulaşıcı peripnömoni; sempomatik şarbon ve anaplazmoz; tüberküloz; sığır tüberkülozunun dört şekli vardır.

İleri akciğer tüberkülozu, anterit, metrit ve mamit; koyun türünde çalık; koyun ve keçi türlerinde melitokoksi; sığır, koyun, keçi türlerinde ve atlarda uyuz; sığır, koyun, keçi ve domuz türlerinde pamukçuk humması; atlarda intani kansızlık ruam ve durin; atlarda ve sığır, koyun, keçi ve domuz türlerinde şarbon humması; domuz türünde kızıl, veba, salmonelloz ve pastörelloz; arılarda lok, akaryoz ve mozemoz.

Bu hastalıklardan birine yakalanmış olmasından şüphe edilen hayvanların teşhiri, satışa çıkarılması veya satılması yasaktır.

Bir cevap yazın