Sinop Tarihçesi,Eserleri

Sinop Tarihçesi,Yunan efsanelerinde şehrin kuruluşu Argonautlardan Teselyalı Autolykos’a bağlanır ve adının Sinope adlı bir amazondan geldiği söylenir.

M.ö. VIII. yy. ortalarında Milet’li tacirler buraya yerleştiler Ye zamanla şehri bir ticaret merkezi haline getirdiler.

Sonra da burayı bir üs yaptılar; yakınlardaki ormanlardan sağladıkları kerestelerle donanmalarını güçlendirerek Doğu Karadeniz kıyılarında başka şehirler kurdular.

Bunlar arasında M.ö. 757’de kurulan Trapezus (Trabzon), Kerasus (Giresun) ve Kotyora (Ordu’nun batısında Bozukkale) sayılabilir.

Bu şehirler Sinop’a vergi verirdi. M.ö.IV.yy.da Sinop, İran satraplarıyla iyi ilişkiler kurdu.

Diogenes’in doğduğu şehir olan Sinop M.ö. 220’de, Pontos kralı Mithradates II tarafından ele geçirildi, özellikle Mithradates VII zamanında genişleyen şehirde mabetler ve tersaneler yapıldı.

M.ö.47’de roma hakimiyetine girdi. Bizans devrinde de canlı bir ticaret merkezi oldu.

Ege denizi limanları ticaret bakımından önem kazanınca kervan yollarının bitim noktası olmaktan çıktı.

XIII. Yüzyıl başında şehir, Trabzon’da yerleşen Komnenos Rum imparatorluğunun hakimiyeti altına girdi.

Anadolu Selçuklu sultanı izzeddin Keykavus 1214’te Sinop’u ele geçirdi. Selçukluların hakimiyeti sırasında şehir, Trabzon’a karşı girişilen savaşlarda bir üs oldu.

Alaeddin Keykubad I, 1226’da Kastamonu’daki uçbeyi Hüsameddin Çoban’ı, Sinop’ta kurdurmuş olduğu tersanede yapılan gemilerle Kırım’daki ticaret limanı Soğdak’ı almakla görevlendirdi.

1228 Yılında Trabzon kralı Andronikos’un Samsun ve Sinop limanlarına saldırması üzerine Keykubad I, karadan, Sinop limanından hareket eden donanma da denizden Trabzon’u kuşattı.

1253’ten sonra Trabzon Komnenosları, Selçuklular arasındaki karışıklıktan yararlanarak Sinop’u ellerine geçirdiler.

Kısa bir süre sonra, selçuklu veziri Muinüddin Süleyman Pervane, Sinop’u uzun bir kuşatmadan sonra geri aldı.

Rükneddin Kılıç Arslan IV, şehri Pervane’ye mülk olarak verdi. Böylece Sinop’ta kısa süren bir beylik kuruldu. (Pervaneoğulları) Bu beylik özellikle Trabzon Rumlarına ve Kefe’deki Cenevizlilere karşı giriştiği savaşlarla tanındı.

Bu ailenin son beyi olan Gazi Çelebi’nin ölümünden sonra Sinop, Kastamonu beyi Süleyman Paşanın eline geçti. (Candaroğulları) Şehir, bu aile zamanında Anadolu içlerine bağlı bir iskele olarak önemini korudu. Bayezid I devrinde bu çevre Osmanlı devletinin denetimi altına girdi.

Sinop’ta bulunan Candaroğlu Isfendiyar Bey, Kastamonu beyi olan kardeşi Süleyman II’nin öldürülmesi üzerine, şehri Yıldırım Bayezid’e teslim etti; fakat padişaha bağlılığından dolayı şehir kendisine bırakıldı (1392).

Daha sonra Isfendiyar Bey Timur’a sığındı. Timur Isfendiyar Beye Sinop, Kastamonu ve Çankırı’yı verdi (1402).

Şehzadeler mücadelesinde, Musa Çelebi, Sinop limanından Rumeliye çıktı; 1420’de Simavnalı Şeyh Bedreddin, İznik’ten kaçarak Sinop yoluyla Eflak’a geçti. Şehir, 1461’e kadar Isfendiyaroğullarının elinde kaldı.

1461 ’de Trabzon seferine çıkan Fatih, Sinop’u İsfendiyaroğlu İsmail Beyden aldı.

Şehir, Kastamonu sancağına bağlandı; tersanesi onarılarak osmanlı donanması için kışlak haline getirildi.

XVII. yy.da Sinop birkaç defa Don Kazaklarının saldırısına uğradı.

1614’te Çaykalarla karaya çıkan Kazaklar şehre baskın yaparak kaleyi ele geçirdiler; kadınları ve çocukları esir alarak şehri yaktılar.

XIX. yy’da Sinop için en önemli olay, 30 ekim 1853’te limana demirli bulunan osmanlı filosunun, Rusların baskınına uğramasıdır. (Sinop baskını) Sinop, İdari bakımdan, 1920’ye kadar, Kastamonu vilayetine bağlı kaldı.

Bu tarihten sonra bir sancağa merkez oldu. 1924’te ise vilayet haline getirildi.

Sinop’un nüfusu XIX. yy. başlarında 10 000 kadar gösterilir. Bu nüfusun büyük kısmı müslümandı, ayrıca Rumlar ve Ermeniler de vardı.

1927 Sayımında Sinop’un nüfusu 5 007 idi; bu sayı 1940’ta 4 838’e düştü. 1950’den sonra yavaş bir artma gösteren nüfus 1960’ta 10 214; 1965’te 13 354 oldu.

Sinop Tarihi Eserleri

Sinop’ta en önemli eser kaledir. Ayrıca Selçuklular ve Osmanlılar döneminde yapılmış birçok tarihi yapı vardır. Selçuklu eserleri arasında camiler başta gelir.

Alaeddin camii (veya Ulucami). Yapımına Alaeddin Keykubad zamanında başlandı, Muinüddin Pervane tarafından bitirildi (1267).

Cami şehrin ortasındadır. Beyaz mermerden yapılmış olan mihrabı kubbenin çökmesiyle bugün yok olmuştur.

Caminin avlusunda isfendiyar türbesi, kuzeydeki avlu kapısının yanında Muinüddin Pervane tarafından yaptırılan medrese yer alır. Bugün bu bina müze olarak kullanılır.

Diğer önemli camiler arasında Saray camii (1374), Tersane camii (1733), Cezairlialipaşa camii veya Seyitbattal camii (1867) sayılabilir.

Seyitbattal camii Abdülhamid II tarafından onartıldı (1896). Sinop’ta ilgi çeken diğer önemli yapılar türbelerdir.

Bunlar arasında Sultan hatun türbesi (1394), Gaziçelebi türbesi (1322), şehrin batısında Devlethatun türbesi (1458) dikkati çeker.

Şehirde ayrıca 1853 Sinop baskınında şehit düşen denizciler için dikilmiş bir anıt vardır.

Bir cevap yazın