Hakkında Bilgi

Hakkında Bilgi,Ansiklopedik Bilgi

Genel

Suça İştirak Nedir,Cezası | Genel Hukuk Bilgisi |

Suça iştirak hakkında bilgi,Suça İştirak Nedir,Suça iştirakin şartları şunlardır: 1. çok sayıda fail tarafından yapılan çok sayıda hareket olmalıdır.

Bu hareketlerin her birinin aynı sonucu meydana getirecek nitelikte olması gerekmez.

Bir hazırlık hareketi de iştirak halinde sorumluluğu gerektirir.

Hareketler olumlu veya olumsuz olabilir.

İcraî bir suça ihmalî bir hareketle iştirak etmek mümkündür.

Aynı şekilde, bu hareketler maddî veya manevî de olabilir.

İştirak halinde işlenen suç bir bütündür; bu yüzden bütün bu hareketler tek bir suçun parçalarıdır.

Her şerik tarafından yapılan hareketin öneminin eşit olması gerekmez.

Bazı hareketler suçun işlenmesi bakımından daha çok, bazıları daha az önemlidir ve şeriklerin cezası bu ağırlık derecesine göre belirlenir.

Suça İştirak Cezası 

Hareketlerden bazıları, tipik (kanundaki tanıma uygun) hareketten önce veya sonra; bazıları da aynı zamanda yapılabilir.

Tipik hareketten sonra yapılan fiil başlı başına bir suçsa ve bu ikinci suç önceki suça iştirak etmemeyi ön şart olarak aramamışsa, ortada iki suç vardır.

2. yapılan hareketler milli bir değer taşımalıdır; yani suçun işlenmesinde etkili olmayan bir kişi suça iştirak etmiş sayılmaz.

Bir şerikin hareketi olma’dan sonuç meydan gelemiyorsa o hareketin illî bir değeri vardır.

İllî değeri olan bir hareketi yapan kişinin bundan vaz geçmesi halinde şu ihtimaller söz konusudur.

a) vaz geçen, uygun hareketi yapmaktan vaz geçmiştir.

Bu aslî maddî faildir ve kanundaki tanıma durumda şeriklerden hiç biri cezalandırılmaz.

İcra hareketlerine başladıktan sonra öteki şerikler ancak eksik teşebbüs durumunda kalmış suçtan sorumlu olurlar.

Aslî failse teşebbüsten kendi isteğiyle vaz geçtiği için sorumlu olmaz.

b) aslî maddî failin icra hareketleri bittikten sonra vaz geçmesi durumundaysa bütün şerikler sorumludur.

c) vaz geçen kimsenin öteki şeriklerden biri olması halinde, o kimse yaptığı hareketlerin etkilerini tam olarak yok etmedikçe, sorumlu sayılır.

3. iştirak iradesinin varlığı gerekir (şarta iştirakin manevî unsuru).

Bu unsuru «başkasının hareketini bilme» şeklinde anlamamak gerekir; çünkü, bilmemenin sınırını çizmek zordur.

Şeriklerden her biri kendi hareketini bilerek ve isteyerek yapmalıdır; başka bir deyimle, suç kasdıyla hareket etmelidir.

Bu, suça iştirakin manevî unsurudur ve ayrı bir şeydir.

İştirak iradesi de şeriklerden birinin, suçun yalnız kendisi tarafından değil, kendisiyle birlikte başkası veya başkaları tarafından da işlendiğini bilmesi ve böyle bir suçun işlenmesini istemesidir.

4. bir suçun icrasına başlanmalı ve bu suç bütün şerikler için aynı olmalıdır.

Suçun varlığından söz edilebilmesi için bunun icrasına başlanmış olmalıdır; fakat, tamamlanmış olması gerekmez.

Bu sebeple, teşebbüs halinde kalmış bir suça iştirak etmek mümkündür.

Buna karşılık, aynı suça, bazı failleri, tamamlanmış suçtan; bazılarım ise teşebbüs derecesinde kalmış suçtan sorumlu olarak iştirak etmiş saymak mümkün değildir.

Faillerin illî değeri olan hareketlere iştirak iradeleri, aynı suçun işlenmesine yönelmiş olmalıdır.

Aslî maddî failin aslında isnat kabiliyeti yoksa, iştirak kuralları uygulanamaz.

Meselâ bir akıl hastasını suç işlemeğe azmettiren kimse hakkında iştirak kuralları uygulanamaz; bu kimse ancak dolayısıyla faillik kurallarınca sorumlu tutulabilir.

Türk hukuku suça iştirakte ikili bir sistem benimsemiştir: aslî ve ferî iştirak.

Bunlar da kendi içlerinde, maddî ve manevî olmak üzere ikiye ayrılırlar.

1.Aslî iştirak: A. aslî maddî iştirak, şu durumlarda söz kcnusu olur.

a) fiili irtikâp etmek, yani suçun meydana gelmesini doğrudan doğruya etkileyen icra hareketlerini yapmak.

b) Fiili doğrudan doğruya, birlikte işlemek.

Bu, niteliği bakımından ferî iştirak durumlarından sayılır; fakat, şerikler. suçu kanunî tipe uygun bir şekilde gerçekleştiren, fiili irtikap eden faillerle doğrudan doğruya birlikte işlemiştir.

Bu şerikin aslî maddî fail mi, yoksa ferî fail mi sayılacağı hakimce takdir edilecek bir meseledir;

B. aslî manevî iştirak (kanun diliyle azmettirme), azmettirenin asli failin aklından bile geçirmediği bir suç işleme niyet ve kararını ona verdirmesi, suç işlemeyecek olan bir kişinin suç işlemesine sebep olması demektir.

Suçu irtikap eden kimse suç işleme kararını önceden vermişse ortada azmettirme yoktur, bu durumda ferî manevî iştirak türlerinden, teşvik ve takviye sözkonusu olabilir.

Azmettirme şu görünümlerde ortaya çıkabilir: a) vekâlet, yani azmettirenin kendisine ait bir çıkarın elde edilmesi için bir kimseyi suça şevke imesii

b) teşci, yani azmettirenin suçu irtikâp ederek kimseye ait bir çıkarın onun tarafmdan elde edilmesi için, ona karar verdirtmesii

c) şirket, hem azmettiren ve hem de azmettirilen için ortak bir çıkarın elde edilmesinin söz konusu olması.

2.Feri iştirak: A. ferî maddî iştirak, şu durumlarda söz konusu olur:

a) iş ve araç sağlamak. Bu eylemin, suçu meydana getiren hareketten önce yapılmış olması gerekir.

Yoksa suçun icrasıyla aynı zamanda olan tedarik (sağlama) ya doğrudan doğruya birlikte işlemektir veya müzaheret ve muavenette bulunmaktır.

Vasıta elverişli olmalıdır.

İşlenecek suçta kullanılmayan ve bu suç bakımından elverişsiz bir araç sağlama durumunda, bu tür iştirakten söz edilemez.

b) müzaheret ve muavenetle suçun icrasını kolaylaştırmak, yani kişisel bazı hizmetler yaparak suça iştirak etmek.

Bu, işbirliği şeklinde olmamalıdır, yoksa aslî maddî iştirak söz konusu olur.

Buna kesin bir ayırıcı ölçü verilemez, her olayın özelliklerine göre hakimin takdir etmesi gerekir.

B. ferî manevî iştirakin türleri şunlardır:

a) suç işlemeye teşvik, yani henüz suç işleme kararını vermemiş fakat bir düşünce ve niyet sahibi bulunan kimseyi suç işlemeye yöneltmek.

b) suçu irtikap kararını destekleme.

Burada aslî maddî fail, aslında suç işlemeğe karar vermiştir.

Ferî şerikin telkinleri, onun karar aşamasından hareket aşamasına geçmesini etkilemiş olmalıdır.

c) müzaheret ve muavenette bulunmağa söz vermek.

Bu söz verme, suçun işlenmesinden önce yapılmalı ve suç işlendikten sonraya yönelmelidir.

Suç işlendikten sonra verilen söz o suça iştirak sayılmaz.

Öte yandan bu sözün yerine getirilmesi şart değildir; ç) talimat vermek, başka bir deyimle, aslî maddî faile yol göstermek, akıl vermek ve bu şekilde onun iradesini etkilemek.

Talimat, suçun işlenmesinden önce verilmelidir.

Suçun işlenmesi sırasında verilen talimat aslî iştirake girer.

Suçu etkileyen sebeplerin şeriklere sirayeti.

Kişisel hafifletici sebepler şeriklere sirayet etmez.

Bunlardan, ancak kendisinde bu gibi bir sebep bulunan kimse yararlanır.

Kişisel ağırlatıcı sebepler de ancak vukuf (bilme) şartıyla öteki şerikleri etkiler.

Türk Ceza kanunu «bilme»yi suçun işlendiği zamanda değil, iştirakin olduğu, yani iştirak iradelerinin oluştuğu anda aramaktadır.

Fiilî hafifletici sebepler suça iştirak edenlerce bilinmese de onlar yararına göz önünde tutulur.

Bilme şartı varsa, fiilî ağırlatıcı sebepler öteki şeriklere sirayet eder.

Bir yanıt yazın