Sürmeli Ali Paşa Kimdir

Sürmeli Ali Paşa (1645-1695)-103. Sadrazam, Defterdâr ve Vali.

Sürmeli Ali Paşa Hayatı

Sürmeli Ali Paşa (1645-1695)-103. Sadrazam, Defterdar ve Vali.

Dimetoka’da doğdu.

Sokullu Mehmed Paşa’nın torunlarından İbrahim Hanzâde Kethüdası Osman Ağa, tarafından terbiye edildikten sonra bazı görevlerinde bulundu.

Arpa Eminliği, 1688 tarihinde Tersâne Eminliği görevlerine getirildi Aralık 1688’de Baş defterdâr oldu.

Ali Paşa devrinde, mangır para kesildi 1689 yılında azledilerek padişahın tekdirine uğradı.

1690 yılında Edirne’de Rikâb-ı Hümâyûn defterdârı vekili ve 30 Ekim 1691’de İsmail Efendi’nin yerine asaleten ikinci defa defterdâr oldu.

Saraydaki nedimlerle dostluğu dolayısıyla Vezirlik rütbesine terfi etti.

Kısa bir süre sonra azlolunarak Kıbrıs Valiliğine tayin olundu.

Kendisi daha yolda iken memuriyeti Trablus Şam Valiliğiyle değiştirildi.

Burada mukataaları iltizâm ile, yıl sonunda devletin hissesi olan parayı vermeyen zorbalardan Serhanoğulları’na karşı şiddetle hareket ederek, barındıkları Serhan dağlarına kadar çıktı ve reislerinden bir çoğunu idâm ettiği gibi, adamlarını da dağıttı.

13 Man 1694 tarihinde Kızlar ağası’nın tahriki ile sâdâretten azledilen Bozoklu Mustafa Paşa’nın yerine sadrâzam oldu.

Kendi yerine Trablus Şam Vâliliği’ne tayin edilen Bozoklu Mustafa Paşa’nın vilâyetine gelinceye kadar, vali vekilliğini âyândan Mataracıoğlu Arslan Ağa’ya bırakarak yola çıktı ve geçtiği yerleri teftiş etmek sûretiyle, Sadârete terfi etmesinin kırkıncı günü Edirne’ye ulaştı.

Viyana önlerinde uğranılan bozgunun üzerinden on yıl geçtiği halde savaşlar aralıksız devam etmekte idi.

Avusturyalılara karşı sevkedilen kuvvetler Edirne sahrasında toplanmıştı.

Belgrad Muhâfızı Cafer Paşa, düşmanın Varadin’de bulunduğunu bildirmesi üzerine, Rumeli Beylerbeyi Mahmud Paşa’yı Belgrad altına gönderen Sadrâzam Sürmeli Ali Paşa, 18 Haziran’da Edirne’den hareket etti. 1694 Temmuzunda Belgrad’a vardı.

Bir süre sonra Hacı Selim Giray’ın da askerleri ile gelmesi üzerine yapılan bir görüşmeden sonra Macaristan’a geçti.

Sava nehrinden sonra Varadin kalesini kuşattı.

Kale içinde bulunan on dört bin askere karşı siperler kazarak seri bir şekilde mevzilendi.

Nehir tarafından Tuna kaptanı Ali Paşa da harekâta katılmıştı.

Ali Paşa muhasarayı sonuçlandırmak için harekâtı cesâret ve metânetle devam ettirmekte ısrarlı idi.

Ancak şiddetli yağmurlar yüzünden, askerleri çadır ve siperlerde barındırmak kâbil olmadığı, askerin her ne kadar şikâyet etmeden sular içinde çalışmış olmasına rağmen, kuşatmanın 23. günü harekâtı durdurdu.

Geri çekilmeye mecbur oldu.

Bu arada yağmurun aralıksız sürmesi ve düşman kuvvetinin yaklaşmakta olduğu haberi üzerine acele harekete geçti.

Ekim 1694 tarihinde Belgrad’a dönen ordu, Edirne’ye hareket ederken, Temeşvar ve Göle’ye de zahire ve şâir malzeme gönderildi.

Edirne’ye döndüğü zaman, olağanüstü durum dolayısıyla Divân-ı Hümâyûn’un cumartesi, pazar, pazartesi ve sah olmak üzere haftada dört gün toplanmasına ait izni padişahtan aldı.

Bu arada II. Ahmed’in vefatı üzerine tahta çıkan II. Mustafa, Ali Paşa’yı Sadâret mevkiinde bıraktı.

Padişah tahta cülûsunun ikinci günü de sefere çıkmak istedi.

Ancak Ali Paşa padişahın bizzat sefere çıkmasına taraftar değildi.

Bu sırada Belgrad’a gönderilen 1.500 Yeniçeri’nin Cisri-Mustafa Paşa’da çadırlarım kurarak, culûs bahşişi almadıkları bahânesi ile ileri gidemeyeceklerini söyleyip, serkeşçe ayak diremelerinden haberdar olan padişah çok üzüldü.

Bir ferman ile gailenin def’ini emreden II. Mustafa, fitnenin aslını öğrenmek için de yakın adamlarından bir kaçını bu işi tetkikle görevlendirdi Tetkik ile görevli olanlar, padişahı bizzat sefere çıkmak kararından vazgeçirmek maksadı ile Sadrâzamın bir tertibinden ibâret olduğunu bildirmeleri üzerine,Ali Paşa’ya, itimâdı kalmayan II. Mustafa, iş yatıştıktan sonra onu azle karar verdi.

Diğer taraftan asî Yeniçerilerin her birine, dörder kuruş bahşiş ve ikişer kuruş da çuha bedeli gönderildi.

Yeniçeriler böylece Belgrad’a gönderildikten sonra, Saray’a davet olunan Ali Paşa, bir kısım aleyhdarlarının da tahriki ile 22 Nisan 1695 tarihinde azledildi.

Azlinde, padişahın hocası Feyzullah Efendi’nin önemli rolü olmuştur.

Kendi yerine Elmas Mehmed Paşa Sadrâzam oldu.

Kapı arasına hapsedilen Sürmeli Ali Paşa’nın hesaplarının tetkiki sonucucu mîrîye 313.000 ve diğer kişilere de 87.700 kuruş borcu olduğu anlaşıldı.

Buna karşılık alıkonulan malları ve nakid parasının toplamı 104.081 kuruş çıktı.

Azlinden sonra Çeşme’ye sürüldü.

Yaptığı tahrikleri bir türlü hazmedemeyen II. Mustafa tarafından, daha İzmir’de iken geri döndürüldü.

18 Mayıs 1695 tarihinde Edirne’ye getirildi.

Tekrar kapı arasına hapsedildi ve 18 Mayıs 1695 gecesi 50 yaşında iken idâm olundu.

Gözlerinin sürmeli olmasından veya bizzat kendisi tarafından sürme çekilmesi dolayısıyla “Sürmeli” lakâbı ile anılmıştır.

Sadrâzamlığı bir yıl kadardır.

Çok cömert, akıllı ve işbilir bir kişi idi. Ziynete ve kadınlara çok düşkün olup, aynı zamanda içki de içerdi.

Kadıköy Çarşısı ’nda Rum kilisesi duvarında 1693 tarihli bir çeşmesi vardır.

Ayrıca Kasımpaşa ’da da sebili ve çeşmesi vardır. Mezarı, Edirne’de Evliyâ Kasım Çelebi Câmü kabri yanındadır.

Kaynak

Hâfız Hüseyin Ayvansarayî, Vefeyât-ı Selâtîn ve Meşâhir-i Ricâl (haz. Fahri Ç. Derin), (İstanbul 1978); Silâhdar Fındıklılı Mehmed Ağa, Silâhdar Tarihi, C.II, (İstanbul 1928); Reşad Ekrem Koçu, Ali Paşa, Sürmeli maddesi, İslâm Ansiklopedisi, C.I, (İstanbul 1978), s.342-343; Os-manzâde Tâib Ahmed, Hadîkatü’l-Vüzerö, (İstanbul 1271); İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, C.III/1-2, (Ankara 1954).

Bir cevap yazın