Yunan Mitolojisi

Yunan Mitolojisi,Her ulusun, her ülkenin tarihi; çeşitli efsaneleri, destanları, kahramanlık öykülerini, inanç sistemini, tanrılarını, insanlarını, masallarını, söylencelerini barındırır fakat mitoloji dendiğinde bu sözcüğe yabancı olmayanlara ilk çağrışım yapan Yunan mitolojisidir.

Bunun sebebi, anlatılarının çok kapsamlı, çeşitli ve dini inançlarıyla birebir paralel olması, Bunun dışında Yunan sanatçılarının ve düşünürlerinin hemen hep mitlerden yola çıkıp, bunlara daha da derinlik kazandırarak gelişimlerine katkıda bulunmuş olmalarıdır.

Yunan Mitolojisi
Yunan Mitolojisi Tanrılar ve Tanrıçalar

Yunan Mitolojisi Tanrılar ve Tanrıçalar

Aphrodite

Aphrodite, askin, cinsel isteklerin ve güzelligin tanriçasidir.

Dogal yeteneklerinin yaninda, herkesin kendini arzulamasini saglayan büyülü bir kusagi vardir.

Dogumu hakkinda iki söylenti vardir.

Ilki onun Zeus ve Dione’un kizi oldugunu anlatir.

Ikincisi, Cronos hadim edildiginde denize atilmis olan organindan damlayan kanlardan dogdugunu ve kocaman bir midye içinde Kibris’ta karaya çiktigindan bahseder.

Hephaestus’un karisidir.

Agaci mersin, hayvanlari güvercin, kugu ve serçedir.

Apollo 

Apollo, Zeus ve Leto’nun oglu, Artemis’in ikiz kardesidir.

Altin bir lir çalar; müzigin tanrisidir.

Gümüs bir yayi en uzaga o atabilir; oklarin tanrisidir.

Tibbi insanlara o ögretmistir; iyilestirici tanridir.

Asla yalan söylemez; isigin ve gerçegin tanrisidir.

Apollo her sabah, 4 atli arabasini gökyüzünü basindan sonuna dolasir ve günes dogar.

Delphi’de bir nasihatçi olrak taninir.

Yunanistanin dört bir yanindan insanlar ondan nasihat almak için Delphi’ye gelirler.

Kutsal agaci defne, hayvanlari yunus ve kargadir.

Ares 

Ares, Zeus ve Hera’nin ogludur.

Ne annesi ne de babasi tarafindan pek sevildigi söylenemez.

Savas tanrisidir.

Öldürücü ve kana susamis bir tanridir fakat bir yandan da korkagin tekidir.

Aphrodite’le yatakta yakalaninca, kocasi Hephaestus tarafindan herkesin içinde alay konusu edilmistir. Akbaba ve köpek kutsal hayvanlaridir.

Artemis 

Artemis, Zeus ve Leto’nun kizi, Apollo’nun ikiz kardesidir.

Vahsi hayvanlarin ve avin taniçasidir.

Gençlerin koruyucusudur.

Apollo gibi o da gümüs oklarla atis yapar.

Erdemin, namusun simgesidir.

Çocukarin dogumlarini yönetir (dogumunda Leto’ya hiç aci çektirmemistir.) Kutsal agaci servidir.

Özellikle geyik olmak üzere tüm hayvanlar ona kutsaldir.

Athena

Athena Zeus’un en sevgili kizidir.

Athena (Minerva) was the daughter of Zeus.

Yetiskin, zirhli ve silahli bir sekilde, babasinin kafasindan firlayarak dogmustur.

Savasta acimasiz ve cesurdur ancak sadece sehri düsmanlardan korumak için savasmir.

Sehrin, el sanatlarinin, tarimin ve zekanin tanriçasidir.

Yulari icat ettip, insanlarin ati evcillestirmesini saglamistir.

Trompet, flüt, çömlek, tirmik, saban, gemi ve savasta kullanilan at arabasi onun icatlarindandir.

Bilgelik, akil ve saflik tanriçasidir.

Zeus’un en sevdigi çocugu oldugu için, simsekleri dahil, babasinin tüm silahlarini kullanmaya izni vardir.

Kutsal sehri Atena, agaci zeytin ve hayvani baykustur.

Hades 

Hades de Zeus’un kardesidir.

Ölülere hükmeden yeralti tanrisidir.

Kullarinin sayisini artirmak için delice ugrasan, açgözlü bir tanridir.

Erynyes’ler onun degerli misafirleridir.

Onu ziyarete gelenlerin yeralti dünyasini terketmeleri konusunda da oldukça isteksizdir.

Ayni zamanda, yerden çikan degerli metaller onu bolluk çokluk ve servet tanrisi yapmistir.

Onu görünmez yapan bir migferi vardir.

Yeralti dünyasindan pek ayrilmazdi.

Acimasiz ve hatta korkunçtu fakat sözünden dönmezdi ve kaprisli bir tanri degildi; bilmem bu son iki özellik onu pek affedilir kilar mi 🙂 Zorla kaçirdigi Persephone ile evlidir.

Ölümün tanrisidir, fakat Ölüm de baslibasina bir tanridir: Thatanos.

Hephaestus 

Hephaestus, Zeus ve Hera’nin ogludur.

Fiziksel olarak son derece çirkin ve topal olan tek tanridir.

Atesin ve demirin tanrisidir.

Tüm tanrilarin zirhlarini ve silahlarini o yapar.

Demir islemek için bir volkani kullanir.

Kibar ve baristan hoslanan bir tanridir.

Aphrodite ile evlidir.

Hera 

Hera, Zeus’un kizkardesidir.

Sonradan karisi da olmustur.

Oceanus ve Tethys adli Titanlar tarafindan büyütülmüstür.

Evliligin koruyucusudur ve evli kadinlara özel bir ilgi gösterir.

Biçok mitolojik anlati, Hera’nin Zeus’un kendisine sadakatsizligine karsi aldigi öçlerden, kiskançligindan bahseder.

Kutsal hayvanlari inek ve tavuskusudur.

Argos, en sevdigi sehirdir.

Hermes 

Hermes, Zeus ve Maia’nin ogludur.

Zeus’un habercisidir.

Tanrilarin en hizlisidir.

Kanatli sandaletleri ve sapkasi vardir; bir de büyülü degnek tasir.

Hirsizlarin ve ticaretin tanrisidir.

Yeralti dünyasina ölülerio götürür.

Liri, kavali, notalari, astronomiyi, ölçü birimlerini ve sporu icat etmistir.

Hestia 

Hestia, Zeus’un kizkardesidir.

Bakire bir tanriçadir.

Evlerin düzeninden sorumlu olan tanriçadir. Yeni bir çocuk dogdugunda aileye kabul edilmeden önce onu kutsayandir.

Her sehrin Hestia’ya kutsanmis herkese açik bir yer vardir.

Burda devamli ates yakilir ve asla söndürülmez.

Poseidon

Poseidon, Zeus’un kardesidir.

Denizler tanrisidir. (Neptune) was the brother of Zeus.

Ona tapinan deniz yaratiklari arasinda itibari büyüktür.

Titan Oceanus’un büyük torunlarindan Amphitrite, ile evlidir.

Silahi dünyayi sallayabilen ve herseyi paramparça edebilen üç disli bir çataldir.

Zeus’tan sonra diger tanrilar arasinda en güçlü olandir.

Okyanus’un derinliklerinde, mercanlar ve deniz çiçekleriyle süslenmis, fosforlu kizil bir isikla aydinlanan, altindan muhtesem bir sarayi vardir.

Yunuslarin, deniz atlarinin ve diger deniz canlilarinin çektigi iki tekerli arabasiyla ilerler.

Zeus 

Babasi Cronos’un hükümdarligini yikip yerine geçip tüm tanrilarin üstün yöneticisi olan Zeus, göklerin ve yagmurun tanrisi; bulutlari da o biraraya getirirdi.

Onu kizdiranlara firlattigi simsekler silahiydi. Hera’ya evliydi fakat çapkinliklari ve güzel kadinlara zaafiyla ünlüdür.

Bir kartal, keyfinin kayhasi olarak hizmetindeydi.

Getir-götür isleri ve sakiligini Ganymede yapardi.

Ganymede o kadar güzel bir çocuktu ki, Zeus onu Ida dagindan kaçirip Olympos’a getirerek ölümsüz yapmisti.

Zeus ayrica, yeminlerini bozanlarin ve yalan söyleyenlerin cezalandiricisidir.

Agaci mese, akil hocasi mese agaçlarinin vatani olan Dodona’dir.

Yunan Mitolojisi

Destanlar ve Söylentiler

Yunan Mitolojisi Dünyanın Oluşumu

Hesiod der ki, “Gaia’dan gökyüzü yükseldi” , yani Uranos… Gökyüzü, yani Uranos; topragin, yani Gaia’nin hem oglu hem esi oldu.

O zamanlarda, gökyüzü ve yeryüzü birbirine o kadar yakindi ki, birbirlerine öyle büyük bir askla sarilmislardi ki, aralarindaki sinir ayirt edilemezdi.

Bereketli, yesil Gaia, Uranos’un yagmurlariyla islaninca, Eros ortaya çikti; yaratici askin ruhu… Eros, bir varliktan çok, Gaia’nin ruhu olarak tanimlanir; yeryüzü ve gökyüzünü birlikte kilan bir güç.

Gaia ve Uranos’un kucaklasmasiyla ilk varliklar olusmaya basladi.

Gaia, Uranos’un kollari arasinda mutlulukla kipirdandiginda, narin, yesil, yumusak tepeler olustu, ve Gaia bu tepelerden Titanlari dogurdu; düsünme yetenegine sahip ilk varliklari.

Titanlardan sonra, Gaia yüz kollu, dev canavarlar dogurdu.

Babalari Uranos onlardan görür görmez nefret etti, igrendi ve topragin içine geri itti.

Gaia aciyla kivraniyordu, bu kivranmalardan yeryüzündeki büyük taslik daglar olustu.

Ancak Uranos Gaia’ya eziyet etmekten vazgeçmiyordu.

Gaia, aci içinde ilk çocuklari olan Titanlar’a seslendi. Babalari ve yari kardesleri olan Uranos’a karsi kendisiyle birlik olmalarini istedi.

Ancak Titanlarin hemen hepsi Uranos’tan ölesiye korkuyorlardi, yardim çagrisina karsilik vermediler Gaia’nin.

Ancak içlerinden biri, Cronus annesine yardim edecegini belirtti.

Titanlarin en cesuru olan Cronus, annesine yardim edip babasini saf disi biraktiklarinda evrenin idaresinin kendisine geçecegini sezinliyor olmaliydi.

Bunun üzerine Gaia, Cronus’un pençeye benzeyen güçlü elleri için demiri yaratti.

Yerden biten bu demiri çakiltasiyla biledi, bir orak haline getirdi ve Cronus’a verdi. “Bununla babani hadim edeceksin!” dedi.

Cronus oragi aldi, ve gece oldugunda uykuya çekilen babasinin üzerine atildi ve onu hadim etti.

Böylece gökyüzü sonsuza dek yeryüzünden ayrilmis oldu, artik dünyaya hükmedecek hükümdarlarin, topraga ayak basmalari gerekecekti, gökyüzünden yeryüzüne hükmetmek olanaksizlasmisti.

Babasinin erkeklik organini kesen Cronus, ardina bile bakmadan ordan uzaklasti.

Kesilmis erkeklik organindan topraga damlayan kanlardan yeni varliklar dogdu.

Ilkin, Intikam Tanriçalari Erinysler… Bu tanriçalar birçok söylende yer almis olan korkunç yaratiklardir.

“Suçlulari kovalayip duran bir nevi mitolojik polistirler” diye anlatir onlari bir yazar.

Niçin Intikam Tanriçalari olduklarina gelince.. Erkeklik organi kesilmis olan Uranos, korkunç bir aci duymustu, duydugu ilk aciydi bu, korkunç bir çiglik atti.

Uranos’ un intikam arzusuyla dolu bu çigligindan ve havada uçmakta olan kesik organdan damlayan ilk kan damlalarindan Intikam Tanriçalari dogdu…

Ardindan, Uranos’un kesilmis erkeklik organindan damlayan ikinci kan damlalarindan Gigantlar dogdular. Yeryüzü görünümündeki Gaia, gökyüzü görünümündeki Uranos, fiziksel özellikleri pek bilinmeyen ancak insan görünümünde olduklarini düsündügümüz Titanlar ve yüz kollu devlerden sonra; Gigantlarin dis görünüsleri pek garipti.

İnsanlara benzer bir yapilari vardi ancak vücutlarinin alt kisminda yilan biçimli bir kuyruk bulunuyordu. Iki ayaklari üzerinde duruyorlar ancak sürüngen özellikleri de gösteriyorlardi..

Organ uçtu, uçtu, sonunda suya düstü… Üzerinde bulunan spermler tuzlu deniz suyu ile birlesti ve bir köpük olusturdu.

Bu köpük Kibris kiyilarinda karaya vurdu ve içinden güzeller güzelli Ask Tanriçasi Aphrodite çikti. Aphrodite gögün kizidir ve ilk tanriçalardan biridir.

Roman mitinde kendisine Venüs ismi verilmistir, sabah ve aksam yildizi olarak görünmüstür. (Hemen bir uyari… Roman mitindeki karakterlerin hemen hepsi Grek mitinden alinmis, isimleri degistirilerek anlatilmistir…)

Uranos hadim edilip kesik organindan Erinysler, Gigantlar ve Aphrodite dogduktan sonra, Cronus tahta geçmis oldu.

Ancak Cronus’un babasindan daha da zalim bir tanri olacagini kimse bilemezdi.. Yüz kollu dev kardeslerini kurtaracagi yerde, ona umut baglamis olan zavalliciklari daha da gerinlere, Tartaros’a itti.

Tartaros, Yeralti Dünyasi’nin en derin, en korkunç, en karanlik yeridir ve Homeros tarafindan “Tartaros’un yeralti dünyasina olan uzakligi, dünyanin gökyüzüne uzakligi kadardir.” diye tanimlanir.

Oraya düsmek, bir varligin basina gelebilecek en kötü seydir.

Cronus, kendisine ayak bagi olacaklarini düsündügü kardeslerini Tartaros’a hapsettikten sonra keyfine bakti ve kardesi Rhea’yi kendisine es olarak aldi.

Fakat hayal kirikligina ugramis olan Gaia, Cronus’un ihanetine bir kehanetle yanit verdi, ve Cronus’un keyfini kaçirdi… “Babana yaptiklarinin aynisini günün birinde çocuklarindan biri de sana yapacak.”

Rhea, Cronus’a bir sürü çocuk dogurdu… Böylece eski Yunan Tanriçalari ve Tanrilari birer birer ortaya çiktilar…

Cronus, annesinin kehanetinden korkuyor, Rhea dogurdukça çocuklari yutuyordu.

Rhea bu durumdan elbette hosnut degildi ancak, günün birinde dogacak çocugunu sever de kiyamaz yutamaz umuduyla dogurmaya devam ediyordu.

Ancak Cronus akillanacaga benzemiyordu.

Oysa Rhea’nin sabri tükenmisti, yine hamileydi ve bu sefer dogacak çocugunu Cronus’un midesine göndermeye hiç niyeti yoktu!

Annesi Gaia’dan akil aldi, ve onun ögüdüne uyarak çocugunu daglik bir yere gidip dogurdu ve oglunu keçi sütü ile besledi.

Sonra da onu ne idügü belirsiz Kuretler’e verdi.

Kuretler o daglik bölgede yasayan küçük tanriciklardi, fakat sebep tanriydilar, ne gibi tanrisal özelliklere sahiptiler bilinmemektedir.

Ben onlari tanridan çok, Doga’nin Ruhu olarak düsünüyorum.

Rhea, oglunu iste bu Kuret’lere emanet etti.

Kuret’ler eger Cronus oralara yaklasacak olursa korkunç sesler çikarip bebegin sesini duymamasini saglayacaklarina söz verdiler.

Sonra Rhea, yerden bir kaya parçasi aldi, onu battaniyelere sardi sarmaladi ve yutmasi için Cronus’a sundu.

Cronus’un gözü öylesine dönmüstü ki, battaniyeyle beraber yuttu kayayi, ohh bundan da kurtulduk diye düsündü, Rhea’nin bir sonraki dogumuna kadar rahatladi… Ancak Rhea bir daha dogurmadi, en azindan böyle bir kayda rastlamiyoruz.

Aradan yillar geçti, Zeus büyüdü, genç ve kuvvetli bir tanri oldu. (Yaaa, evet. Iste Kuret’lere emanet edilen sansli bebek, daha sonra Tanrilarin Tanrisi olacak Yüce Zeus idi…

Günün birinde Metis’e, Akilli ve Bilge Peri’ye rastladi.

Zeus hemen ona asik oldu Metis’e hayatini anlatti.

Babasinin çilginliklarindan, yeraltina hapsedilmis kardeslerinden bahsetti.

Metis ögrendikleri karsisinda kayitsiz kalamadi ve Zeus’a yardim etmeye karar verdi.

Hemen büyülü bir iksir hazirladi, ve babasina içirmesini tembihleyerek bunu Zeus’a verdi.

Zeus, babasinin sarayina saki olarak bir sekilde kendisini kabul ettirdi ve sarabina büyülü iksiri karistirip içirmeyi basardi.

Iksir hemen etkisini gösterdi, Cronus birer birer yuttugu çocuklarini kusmaya basladi.

(Mantiksal degerleri unutunuz, onlar nasilsa, babalarinin karnindan ölmemis, hatta büyümüs, gelismis bir sekilde çiktilar. Ölmemis olmalari çok dogal aslinda, çünkü onlar tanri ve tanriçalardir.

Çocuklari, Cronus’un midesinden çiktiktan sonra babalarinin karsisina dikildiler: Ilerde Olympos’ta bir nevi ev kadini olan Ocak ve Ev Düzeni Tanriçasi Hestia, kolunda bir demet basak ile tasvir edilen Bereket Tanriçasi Demeter, evliligin koruyucusu Hera sonradan Yeralti Dünyasi’nin tanrisi olan Hades ve sonradan Denizler Tanrisi olan Poseidon…

Hepsi de Zeus’un önderliginde babalarina karsi birlestiler ve siddetli bir savas basladi.

Zeus, Tartaros’tan yüz kollulari çikardi.

Onlar da kendilerini esaretten kurtaran Zeus’a minnettarliklarini bildirmek için onun yaninda savastilar.

Hatta Zeus’a simsekli silahlar armagan ettiler.

Böylece savas Zeus ve kardeslerinin üstünlügü ile sona erdi.

Bu savasin 10 yil kadar sürdügü söylenir.

Niçin bu kadar uzun sürmüstür belli degil.

Oldukça saçma oysa.. Bildigimiz savaslara benzemez bu.

Kimse kimseyi öldürüp yaralayamaz, zaten ölümsüzlerdir çünkü.

Sanirim amaç salt iktidar ve koltuk kavgasi oldugundan, bunca süre Zeus, Cronus’u artik iktidari kendisine teslim etmesi için ikna etmeye çalismistir.

10 yil sonra da Cronus yorgun düsmüs olmali ki, Zeus ile anlasmaya razi olmus, iktidari devredip Mutlular Adasi’na, kader ve kismete yön vermek üzere atanmistir.

Böyle zalim birine nasil böyle bir görev verilir o da garip, fakat Zeus onu ancak bu yolla kandirabilmis olmali…

Cronus altedilince, Zeus önderliginde yepyeni bir düzen kurulmustur. Zaten Zeus’un önderligi herkes tarafindan kabul edildigi için, bu pek de zor olmasa gerek.

Zeus, kendisini “Gökyüzünün ve Yeryüzü’nün Tanrisi” , Poseidon’u “Denizler ve Irmaklarin Tanrisi”, Hades’i “Yeralti Dünyasi’nin Tanrisi” ilan edip, zirvesi devamli bulutlarla kapli olan Olympos Dagi’na yerlesti.

Zeus kendisine karsi gelen Titanlari Tartaros’a kapatarak cezalandirdi.

Ancak birer Titan olduklari halde kendisine baskaldirmayan Prometheus ve Epimetheus kardesleri “Insanin Yaratilisi”nda görevlendirdi.

Savasta diger Titanlarin basinda bulunan Atlas ise en büyük cezayi, yerküreyi omuzlarinda tasima cezasini aldi…

Yunan Mitolojisi

Yunan Mitolojisi İnsanın Yaratılışı

Hesiodos’un Soylar Efsanesi:

Bu efsane insanin tam olarak nasil yaratildigini açiklamaz.

Sadece yaratilmis oldugunu varsayar ve sonrasini anlatir bize.

Der ki Hesiodos:

Chronus’un egemenligi sirasinda, ölümsüz tanrilar ilk insan soyunu yaratmislar.

Buna “Altin Soy” deniyor.

Bereketli topraklarinda tanrilar gibi yasarmis ilk insan soyu, Mutluluk içinde yasar, mutluluk içinde ölür, sonra topragi ve insanlari koruyan birer minik cine dönüsürlermis.

Sonra “Gümüs Soy”u yaratmis tanrilar.

Gümüs Soy, Altin Soy kadar zeki degilmis.

Aptalliklariyla baslarini derde sokar, tanrilara saygisiz davranirlarmis. Zeus bunu saygisizlik olarak nitelendirmis ve onlari yeralti cinlerine dönüstürüp topragin altina gömmüs.

“Tunç Soy” yaratilmis ardindan.

Oysa yeni gelen bu soy, çok daha betermis öncekinden.

Birbirlerine saldirmaktan, savasmaktan, öldürmekten baska yaptiklari yokmus.

Zeus’un devreye girmesine gerek kalmamis bu sefer, onlar kendi kendilerini yok etmisler ve Hades’in karanlik yeralti dünyasina göçmüsler.

“Demir Soy” en son gelmis ve hala sürmekte olan soydur.

Yine bu efsanede denir ki, bir altinci soy daha gelecek.

Saygisiz, sevgisiz, yokedici bir toplum olacak ve hak kavrami ortadan kalkacak, güçlüler kazanacak, güçsüzler ölüme mahkum olacak.

Ovidius’un Metaporphoses adli yapitindaki anlatisi:

Bu hikayenin bir giris kismi var, oradan baslayalim…

Asklariyla Olympos çevresinde oldukça ünlü olan Zeus, kiz kardesi Demeter’e kaptirmis gönlünü, onunla beraber olmus ve güzeller güzeli Kore dogmus.(Kore, daha sonra Yeralti Tanriçasi oldugunda ismi Persephone olacak…Bu da baska bir hikaye :)) Kore, güzelliginin yani sira son derece alimli, kibar, zeki ve güleryüzlü bir kizmis.

Iflah olmaz çapkin Zeus, tutup kendi kizina asik olmus bu güzelligi gördügünde.

Akli fikri Kore ile beraber olabilmekteymis.

Bir gün onu yalniz basina ormanda otururken gördügünde, firsat bu firsat demis, bir yilana dönüsmüs ve onunla beraber olmus.

Kore, Zagreus’a hamile kalmis.

O siralar Zeus’un gözdesi, en sevdigi Kore oldugu için, oglu Zagreus’un da ayri bir önemi varmis Zeus için.

Onu deliler gibi seviyor, koruyor, kolluyormus.

Ancak Zeus’un onu sevdiginden çok nefret ediyormus kiskanç Hera Zagreus’tan… Hera’nin hismindan korkan Zeus, bir magaraya saklamis oglunu.

Zamaninda kendisini büyütmüs olan Kuretlere emanet etmis onu.

Hera veya onun saldigi adamlari yaklasacak olursa, korkunç sesler çikarip onlari korkutmalarini ve ayni zamanda bebek sesini bastirmalarini iyice tembihlemis.

Ancak Hera’nin öfkesi öyle büyükmüs ki, Zagreus’u bulamayinca Titanlari çagirmis kendisine yardima.

Titanlar bebegi bulmuslar Kuretlerin sakladigi magarada.

Ancak bebek Zagreus korkmus dev Titanlardan ve magaranin daracik dibine saklanmis.

Titanlar bir ayna getirmeyi akil etmisler magaranin girisine.

Zagreus kendi aksini görünce aynada, meraka kapilip disari çikmis. Iste o anda üzerine atilmislar bebecigin Titanlar ve onu paramparça edip etlerini yemisler. geriye sadece kemikleri kalmis.

Yunan Mitolojisi

Bunu duyan Zeus öfkesinden deliye dönmüs ve simseklerini göndermis Titanlarin üzerine.

Oracikta küle dönüsmüs Titanlar ve Zagreus’un kemikleri… Zaman geçmis, yagmurlar yagmis.

Yagmur sulari çamura dönüstürmüs Zagreus ve Titanlarin küllerini.

Prometheus gelmis sonra. ( Kendisi bir Titan oldugu halde, Zeus’a karsi savasmayi kabul etmedikleri için kardesi Epimetheus ile Prometheus, Tartaros’a gönderilmemis, Zeus tarafindan insanin yaratilisinda görevlendirilmislerdir.)

Prometheus, sekil vermis bu çamura.

Insan bedenini yaratmis.

O sirada oradan geçmekte olan tanriça Athena, Prometheus’un eserine hayran kalmis ve çamura hayat üflemis.

Iste ilk insan böyle yaratilmis.

Zagreus’un safligi, temizligi, iyiligi ve güzelligi ile Titanlarin kötülügü ve çirkinliginin bir karisimi.

Insanlar gelismeye baslamislar.

Zeus karismis orda hemen isin içine.

Demis ki, biz tanrilara tapinmayi ögrensin insanoglu. “Bana, kurban ettiginiz her hayvanin bir parçasini vereceksiniz.

Hangi parça olduguna ben karar verecegim. Haydi kurban edin bana surda duran koyunu” diye buyurmus.

Prometheus insanlara yardimci olmus hemen. Ölümsüz bir tanrinin, insanoglunun yiyecegine kendisini ortak kosuyor olmasina öfkelenmis ve bir oyun oynamis Zeus’a. Kurban etinin en güzel parçalarini iskembenin içine doldurmus.

En kötü kisimlarla kemiklerin üstünü bir güzel örtmüs yaglarla.

Insanlar demisler ki , “Buyur seç bakalim, hangi parçalari sana verelim kurban ettigimiz hayvanlardan, ulu Zeus?” Zeus söyle bir bakmis, “O igrenç iskembeyi ben ne yapayim, su yaglarla kapli semiz etleri seçiyorum” demis.

Ancak bir bakmis ki yaglarin altinda kemik dolu.

Çok öfkelenmis Zeus. kendisini aldatmis olan insanlara ve Prometheus’a çok içerlemis.

Bir tanri olaran oyuna getirilmeyi hazmedemiyormus ama, karari kesin olmak zorundaymis tanrinin; hayir bunu begenmedim digerini alacagim diyemezmis.

Tanrilarin tanrisi, üçkagida gelmis olmayi yedirememis kendisine, ve onlara ceza olsun diye ellerinden atesi geri almis.

Prometheus yine yetismis imdadina insanlarin.

Gitmis tanrisal atesten bir parça çalmis, onlara vermis.

Iste böylesine insan dostudur, mitolojinin ilk asisi olan Prometheus.

Hep insanlar için çalismis, savasmistir. Tanrilari hep son derece sikici ve adaletsiz bulmustur.

Zeus, Prometheus’u cezalandirmaya karar vermis.

Hephaistos’a onu Kafkas Daglarina zincirlemesini emretmis.

Cezasi çok agirmis: kollari iki yana açilmis sekilde zincire vurulan Prometheus’un karacigerini gündüz boyunca bir kartal didikleyerek yiyor, sonra cigeri gece boyunca yeniden büyüyormus.

Büyük acilar çeken Prometheus bu cezaya sonsuza dek çarptirilmis, zira kendisi ölümsüzdür.

Sonunda Prometheus yeniden özgürlügüne kavusmus. fakat nasil, iste bu kesin olarak bilinmiyor.

Bazi kaynaklara göre, Hercules kurtarmis onu.

Bazilari ise, Zeus’un onu affettigini söyler.

Çünkü, Zeus yine gönlünü yeni bir aska, Su Perisi Thetis’e kaptirdiginda, Prometheus bunu görüp, “Thetis’in doguracagi çocuk babasindan çok daha kuvvetli ve iktidar sahibi olacak, sakin onla beraber olma” demis (Hatirlatma: Prometheus=Önceden gören… Sanirim bir nevi kahinlik de sayiliyor bu… ) ve Zeus onun zincirlerini çözmüs.

Ardindan insanlar arasindaki yasamina devam eden Prometheus, Zeus’un hala kendisine bir kötülük yapabilecegini biliyormus.

Bu yüzden kardesi Epimetheus’u uyarmis: “Sakin tanrilardan hediye kabul etme !” Ancak günün birinde Epimetheus, bir tanri hediyesini kabul edivermis! Güzeller güzeli Pandora imis bu hediye.

Ilk disi insan, ilk ölümlü kadin… Epimetheus görür görmez asik olmus Pandora’ya ve onu geri yollayamamis.

Pandora yaninda bir kutu getirmis.

Prometheus demis ki kardesine, “Beni dinlemedin, hediyeyi kabul ettin, fakat bari su kutuyu sakin açma! Basimiza bir bela gelecek” Fakat merakina yenilen Epimetheus, yine kardesinin ögüdüne kulak vermemis.

Kutuyu açar açmaz, bütün dertler, kötülükler, üzüntüler, sikintilar saçilmis etrafa. Prometheus hemen atlamis kutunun üstüne, kapagini kapativermis.

Böylece tek birsey kalmis kutuda: Umut.

Umut, o anda Prometheus’un yönetimine girmis. Onu çok iyi korumus Prometheus ve asla gerekenden fazlasini vermemis kimseye; ve kardesinin hatalarinin sonucu, yaratmis oldugu insanoglunu asirlar boyunca korumak, kollamak zorunda kalmis….

Odysseia Destanı Kahramanları

Odysseia’nin 24 bölümden olusan bu koskoca destanin kisa bir özetini yapmak istersek:

Truva savasindan sonra yurduna dönmek için çabalayip duran Odysseus’un basindan geçenler ve onun eve dönüsü sirasinda, yurdu Ithakea’da yasananlarin anlatimi diyebiliriz.

Bence Odysseia hakkinda vurgulanmasi gereken en önemli sey, bir destandan çok; kurgusu ve anlatim tarziyla, bir romana hatta bir filme benzemesi.

Homeros, Odysseia’da Ilyada’nin aksine, bir olayi degil, bir insani anlatir. Tekrarlardan kaçinan, yer yer geri dönüsler içeren akici bir anlatimi ve modern bir kurgusu vardir.

Destan 24 bölümde anlatilmis ancak 5 ana destan parçasindan olusuyor:

1. Telemakhia (Bölüm 1-4) : Odysseus’un oglu Telemakhos’un destanidir. Truva savasi biteli neredeyse 10 yil olmus fakat sevgili babasi hala yurduna geri dönmemistir.

Bu sirada onun öldügüne dair söylentiler artinca, Ithaca’nin varlikli erkekleri, annesi Penelopeia’ya talip olup, hepsi birden Odysseus’un sarayina yerlesmislerdir.

Bunlarin isi gücü yiyip içip, eglenceler düzenleyip Odysseus’un mallarini tüketmektir. Bu sirada Penelopeia’nin bir karar vermesini, içlerinden birini seçmesini beklerler. Ancak o, kocasini beklemeye kararlidir.

Bu durumdan son derece rahatsiz olan Telemakhos, tanriça Athena’ya inanir, Odysseus’un öldügüne dair süphelerini bir kenara atar ve babasindan haber alabilmek için Truva’dan dönmüs olan diger liderlere onu sormak üzere yollara düser.

2. Kalypso’nun adasi (Bölüm 5): Tanriça Athena, Olympos’lu tanrilari bir araya toplar ve 7 yildir Kalypso’nun adasinda tutuklu olan Odysseus’un yurduna dönmesine izin vermeleri için onlari ikna eder.

Oysa Su Perisi Kalypso Odusseus’u gerçekten sevmektedir ve kendisiyle kalmasi kosuluyla ona ölümsüzlügü teklif eder. Ancak yirmi yildir görmedigi güzel karisi Penelopeia’yi unutamayan Odysseus bu teklifi reddeder.

Yurda dönmesi için izin çikinca, kendisine bir sal yapar ve denize açilir. Uzun süren firtinalarin ardindan Phaiaklarin ülkesinde karaya vurur.

3. Phaiaklarin ülkesi (Bölüm 6-9) : Phaiak kralinin kizi Nausikaa, Odysseus’u sahilde bulur, ona giysiler verir ve evine davet eder. Odysseus’u iyi karsilayan Phaiaklar ona yurduna dönmesi için yardim edeceklerini söylerler.

4. Odysseus’un maceralari (Bölüm 9-12) : Bu bölüm destanin merkezidir. Phaiak’larin kendi serefine düzenledikleri eglencede, bir ozan Truva savasini anlatan sarkilar söylemektedir.

Bunu duyunca gözleri dolan Odysseus, ona “Neden agliyorsun?” diye sorduklarinda, “O hikayede bahsi geçen benim” diye cevap verir ve Truva’dan 12 gemisiyle ayrilisini ve üç yil boyunca denizlerde çesitli tehlikeler atlatip bütün gemileri ve yoldaslarini kaybedip, Kalypso’nun adasina varisini anlatir.

Ardindan Phaiaklar onu bir gemiyle Ithaca’ya gönderirler.

5. Ithaca (Bölüm 13-24) : Odysseus bir dilenci kiliginda domuz çobani Eumaios’un yanina siginir.

Orada yolculuktan dönen oglu Telemakhos ile bulusur.

İkisi birden taliplerle savasip onlari öldürürler.

Destan, Odysseus ve Penelopeia’nin yirmi yillik ayriliktan sonra kavusmalariyla sona erer.

Simdi bu kahramandan biraz daha ayrintili bahsedelim isterseniz..

Baba Learthes ( ki Odysseus’a sik sik “Learthesoglu” diye de seslenilmektedir.) ve ana Antikleia’nin ogullari olan Odysseus, kuzeybati Yunanistan civarlarindaki Ithaca adasinda dogmustur.

Bir rivayete göre, anne Antikleia, Learthes ile evlenmeden bir gün önce Sispyhos ile beraber olmustur ve Odysseus, Learthes’in degil Sispyhos’un ogludur; üstün zekasi da ondan gelmektedir.

Odysseus’un gençligine dair anlatilan iki sey vardir: Achilleus gibi hekim Kheiron’un yaninda geçirdigi süre ve dedesi Autolykos’u ziyareti sirasinda katildigi bir yaban domuzu avinda bacagindan yaralanmasi. ( Bu yara izi sayesinde Truva savasindan yillar sonra yurduna döndügünde, onu büyüten dadisi Eurykleia onu taniyacaktir.. )

Bir süre sonra baba Learthes, oglunu tahta geçirmistir ancak bu konuda pek fazla bilgiye sahip degiliz. Ancak Odysseus’un kendine nasil es seçtigi birçok kaynakta oldukça ayrintili bir sekilde anlatilmaktadir. Ilerde Truva savasina sebep olacak bu hikayeden ben de kisaca bahsetmek istiyorum.

Aslinda daha detayli bahsetmek de istiyorum fakat Ilyada basligi altinda 🙂 Her neyse.. Su perisi Thetis ve Peleus’un dügünlerine davet edilmeyen Nifak Tanriçasi Eris, Athena, Aphrodite ve Hera’nin ayaklari dibine bir altin elma yuvarlayip ortadan kayboldu…Elmanin üzerinde “En güzele…” yaziyordu.

Zeus bu üç tanriçadan en güzel olani seçmesi için Truvali çoban Paris’i görevlendirdi.

Paris ona zeka ve savasma yetisi teklif eden Athena ile güç ve kudret teklif eden Hera’yi eledi, kendisine dünyanin en güzel kadinini teklif eden Aphrodite’i seçti.

Aphrodite ona dünyanin en güzel kadini Helena’yi kaçirmasi için yardim etti, ve Helena’nin kaçirilisi Truva savasini baslatti.

Bu arada Helena’ya talip olan birçok kisi arasinda Odysseus da vardi.

Aslinda Odysseus Helena’dan çok teyzesinin kizi Penelopeia ile ilgileniyordu.

Bakti ki isler kizisiyor, Penelopeia ile evlenmesine izin verilmesi karsiliginda, diger taliplerin Helena’nin babasinin seçtigi kisiye karsi ayaklanmamalarini saglamayi önerdi.

Bu öneri kabul edildi, Odysseus Penelopeia’yi, Agamemnon da kardesi Menelaos’a götürmek için Helena’yi aldi.

Ancak tam bu sirada Paris geip Helena’yi kaçirdi! Iste o anda kiyamet koptu ve Truva savasi basladi.

Helena’yi geri almak için Truva’ya gönderilecek askeri birlikler toplanirken, Odysseus’u da almaya geldiler.

Oysa Odysseus savasa gitmek istemiyordu; yeni evliydi ve oglu yeni dogmustu.

Bu yüzden kendisini almak için geldiklerinde deli taklidi yapti.

Sahilde bir öküz bagladigi sabani sürüyor, kumlara tuz ekiyordu.

Ancak kendisini sinamak için sabanin önüne oglu Telemakhos’u koydular ve dogal olarak Odysseus yönünü degistirdiginde, zekasinin yerli yerinde oldugu ortaya çikti.

Tarihin bilinen ilk asker kaçagi böylece kendini ele vermis oldu.

Karakterler

Argus 

Herseyi görendir. Bir sürü gözü olan bir adam.

Önceleri sadece 4 gözü oldugunu söylerler. Sonra 100 tane olmus.

Argus hakkında anlatılan pek çok hikaye vardir.

Bir sürü macera geçmistir basindan.

Arcadia’yi kirip geçiren bir bogayi nasil hakladigi, bir sigiri öldüren satyr’in hakkindan gelisi, Apis’in öcünü alip Echidna’yi öldürmesi meshurdur.

Argus, Io’yu Hera’dan korurken Hermes tarafindan öldürülmüstür.

Chimaera

Ona Typhoeus ve Echidna hayat vermistir.

Vücudunun ön tarafi aslan, orta kismi keçi ve bir yilan kuyrugundan olusmustur.

Agzindan alev üfler.

Lycia’yi sigirlari öldürdügü için acimasizca katletmistir. Bellerophon tarafindan öldülene dek, hayatini orayi burayi atese vererek geçirmistir.

Cycloplar

Cycloplar, kafalarinin ortasinda tek gözleri olan devasa yaratiklardir.

Üç tanesi gökgürültüsü, simsek ve yildirimi simgeler (Brontes, Steropes ve Arges).

Gaea ve Uranus’un çocuklaridir.

Tarihin ilk demircileri onlardir.

Cronus tahta geçtiginde Cycloplari Tartarus’a hapsetmisti.

Zeus onlari kurtardi ve onlar da Zeus tarafinda Titanlara karsi savastilar.

Zeus’a simsek ve yildirim olan silahlarini verdiler.

Sonra da hayatlarini Zeus’un demircileri olarak Olypmos daginda geçirdiler.

Aplollo, oglu Asclepius’u öldüren Zeus’tan öç almak için onlari öldürdü.

Echidna

Yari nympha, yari benekli yilan olan disi bir canavardir.

Ancak ordan geçenleri parçalayip yemek için disari çiktigi bir magarada yasar.

Bu yaratigin bir yasi yoktur fakat ölümsüz de degildir.

Bir gün uyurken Argus tarafindan öldürülmüstür. Typhoeus ile zaman zaman çiftleserek sekilsiz yaratiklar dogurmustur.

Hecatoncheires

Hecatoncheires “yüz elli” anlamina gelir.

Bunlar elli kafalari, yüz elleri olan kocaman yaratiklardir.

Üç tanesi (Briareus [veya Aegeon], Cottus ve Gyges [veya Gyes] pek meshurdur.

Gaea ve Uranus’un çocuklaridirlar

. Uranus ile karsilikli düsmanliklari sonucu, babalari onlari Gaea’nun rahmine geri yollamis ve hapsetmistir.

Onlar Gaea ile isbirligi yapmislar ve Cronus ile annelerine Uranus’u öldürmesine yardim etmislerdir.

Ancak tahta geçen Cronus, onlari Tartaros’a hapsedince, Zeus’la ortak olup babalarini tahtindan indirebilmek için Titanlara karsi savasinda Zeus’a yardim etmislerdir.

Büyük kayalari bir seferde yüzer tane firlatarak bu savasta oldukça iyi is çikarmislar ve sonra Zeus’un özel korumalari olarak hizmetine girmislerdir.

Giantlar

Giantlar, Uranus’un hadim edilince akan kanindan dogmuslardir.

Zeus ve Olympia lilara karsi ayaklanacak kadar güçlenmislerdir.

Tanrilar Giantlari altedebilmek için bir insanin yardimina gereksindiklerinde, Hercules 0nlara yardim etmis, Tartaros’a hapsedilmelerini saglamistir.

Python

Python canavar bir yilandir.

Hatta ona ejderha bile diyebiliriz 🙂 Apollo, Dephi’de nasihat vermek için yerlesmeden önce onu öldürmüstür.

Bu hareketi, Olympia tanrilarinin daha önceki tanrilara karsi zaferi oalrak simgelenmektedir.

Python ölümsüz oldugundan, Apollo bu cinayete karsilik bir kefaet ödemek zorunda kalmis ve onuruna Pythian oyununu icat etmiştir.

Gorgonlar & Medusa

Gorgonlar, saçlari yilan olan disi canavarlardir.

Yüzleri o kadar çirkindir ki, onlari gören erkekler tasa döner. Üçü de farkli köklerden gelir.

Stheno ve Euryale, Phorcys ve Ceto’nun ölümsüz çocuklariyken, Medusa’nin olayi farklidir.

Medusa hayata çok güzel bir kiz olarak basladiginda, Athena onu çok kiskanmisti.

Poseidon’un Medusa’nin güzelliginden basi öylesine dönmüstü ki, ona Athena’nin tapinaklarindan birinde sahip oldu.

Bu Athena için son derece asagilayici bir davranisti, o da Medusa’yi bir Gorgon yaparak cezalandirdi.

Bir insan olarak dogdugu için ölümlüydü.

Bu cezayla yetinmeyen Athena, daha sonra, Perseus’a onu yakalayip öldürmesi için yardim etti.

Perseus Medusa’nin basini kestiginde, Poseidon’dan olan çocuklari Pegasus ve Chrysaor disari firladi.

Kan damlalari Libya çöllerinde birer yilana dönüstüler.

Daha sonralari bu yilanlardan biri Mopsus’u öldürmüstür.

Perseus Medusa’nin kestigikafasini alip gittikten sonra, Athena olay yerine geldi,Medusa’dan geriye ne kaldi iyi bir inceledi.

Derisini yüzüp Aegis’in markasi yapti.

Iki damla kanini da Kral Erichthonius’a biri hastaliklara deva, digeri öldürücü bir zehir olarak hediye etti.

Nymphalar

Nymphlar da hadim edilen Uranus’un kanindan dogmuslardir.

Typeous

Typheous, agzindan alev saçan, yüz kafali bir canavardir.

Hiç uyumaz, birkaç kafasi uyurken digerlerinin gözleri hep açiktir.

Gaea onu, Olypmos’lulara yenilmek üzere olan çocukçlari Titanlari korumasi için dogurmustur.

Hatta Typheous neredeyse bunu basarmak üzereydi.

Zeus’u kaçirmis, tek tek tüm sinirlerini ayirmisti ki Hermes onu kurtardi.

Sonra Zeus yildirim silahlariyla onu öldürdü. Ejderha, Sicilya’da Etna daginin altinda gömülmüstür.

Cerberus

Cerberus, Typhoeus ve Echidna’nin çocuklarindan biridir.

Üç kafali, yilan kuyrugu olan bir köpektir.

Yeralti dünyasinin kapi bekçisidir.

Ölülerin girmesine izin verir ve asla disari çikmalarina göz yummaz.

Kapidan geçebilen birkaç kisiden biri olan Orpheus, karisi Eurydike’i ölümden kurtarmak için, onu sarkilarindan biriyle uyutmus ve içeri girmeyi basarmistir.

Hercules’in son isi de, Cerberus’u yeralti dünyasindan kaptigi gibi Kral Eurystheus’a sergilemektir.

Sirenler

Siren kardesler, denizcilere tuzak kurup onlari öldürmeleriyle ünlüdür.

Karsi koyulmaz sarkilarini dinleyip büyülenerek adalarina dogru gelmeye çalisan denizcilerin, azgin dalgalara ve keskin kayaliklara çarptiklarinda gemileri parçalanir.

Sirenlerden tek kurtulanlar Jason, Argo ve Odysseus’tur.

Pegasus

Pegasus, kanatli br at ve çok iyi bir uçucudur.

Medusa ve Poseidon’un çarpik iliskisinde döllenmis, Medusa’nin kafasi kesildiginde dogmustur.

Bellerophon tarafindan evcillestirilmis, Chimera’yi vahsice öldürmesi sirasinda ona hizmet etmistir.

Bellerophon onu Olympos dagina dogru uçururken, Zeus tarafindan düsürüldü fakat Pegasus Olympos dagina kadar uçabildi ve bundan böyle hayatini Zeus’un silahlarini tasiyarak geçirdi.

Chrysaor

Chrysaor da Medusa ve Poseidon’un çarpik iliskisinden dogmus ve Medusa’nin kafasi kesildiginde disari firlamistir.

Cesur ve yigit bir savasçi olmasindan baska hakkinda pek fazla bilgi yoktur.

İsmi, Altin Kiliç anlamina gelir. Geryon’un babasidir. His name meant Golden Sword. He fathered Geryon. Görüntüsü pek bilinmemektedir.

Bir cevap yazın