Yüzyıl Savaşları,Nedenleri ve Sonuçları

Yüzyıl Savaşları Hakkında Ansiklopedik Bilgi,Geleneksel olarak Fransa tahtı için bir veraset savaşı şeklinde yorumlanan ve 1337 -1433 yıllarıyla sınırlandırılan bu savaşlar, aslında gerek bu yorumu, gerek bu zaman çerçevesini büyük ölçüde aşar.

Yüzyıl Savaşları Nedenleri ve Sonuçları

Aslında bu savaşlar, birbirinden uzun barış dönemleriyle ayrılan veYüzyıl Savaşlarısebepleriyle hedefleri bu dönem sırasında değişen bir askeri harekat dizisidir.

Yüzyıl savaşları, XII. yy .dan sonra Fransa krallarıyla Vasalları olan İngiltere’yi dönem dönem çatıştıran ve yüzyıllık bir mücadeleden (ilk Yüzyıl savaşları) sonra Paris antlaşmasıyla (1259) geçici olarak sonuçlanan savaşların mantıki sonucudur; ayrıca Fransa veya başka ülkelerdeki çeşitli meselelere yakından bağlıdır: İngiltere’de Richard II’nin bertaraf edilmesi, daha sonra İki-Gül savaşı, Enrique II’nin Castilla’da Zalim Pedro ile mücadelesi; flaman isyanları ve sonra Burgund – Flaman devletinin gelişmesi. Sicilya’da fransız – aragon savaşları, Avignon’a sığınan Papalığın karşılaştığı güçlükler v.b.

XIV.yy.ortasından XV. yy.ortasına kadar devam eden şekliyle Yüzyıl savaşlarının orjinalliği, bu savaşlar sırasında modern milletlerin oluşması, kadrolarının hazırlanması ve güç kazanmalarından gelir: klasik bir feodal savaş gibi başlayan, Yüzyıl savaşı, milletle millet arasında bir savaş olarak sona erdi; tamamıyla Ortaçağa bağlı Batı Avrupa’da başladı, büyük keşiflerin, Rönesansın ve Reformun arifesinde son buldu.

1239’da Paris antlaşmasından (İngiltere kralının Akitanya üstünde haklarını yeniden kabul ediyordu) beri, Fransa ve İngiltere kralları Akitanya (veya Guyenne) için devamlı olarak mücadele halindeydi.

Fransızların, en ufak bir savunma hareketini cezalandırmak amacıyla «fiefe» birçok defa elkoymaları (1244-1296, 1324 ve 1337’de) 1337’den sonra feodal bir savaşa yol açtı.

Ama İngiltere kralı Edward III, Fransa tahtına geçme meselesini ortaya atarak anlaşmazlığa yeni bir yön verdi. Louis X’un (1315) ve oğlu Jean I’in (1316) ölümünden sonra Philippe, bazı güçlüklere rağmen «Fransa’da kadınlar hüküm sürmez» ilkesini benimsetmeyi ve Louis X’un kızı Jeanne d’Evreux’nün aleyhine, önce naipliği sonra krallık tacını ele geçirmeyi başarmıştı.

Aynı şekilde Charles IV de iki kardeşinin tacını elde etmişti. Ama Charles’ın ölümünde bir kadının, kendi hüküm sürmese de tacı devretme hakkına sahip olup olmadığı meselesi bir sonuca bağlanmamıştı.

Kabul edilirse taç, daha önceki üç kralın amcaoğlu Philippe de Valois’ya, edilmezse, yeğenleri İngiltere kralı Edward III’e geçecekti. Edward önce tereddüt etti.

Sonra soyluların ve hukukçuların desteklediği Philippe VI’nın taç giymesine razı olarak 1329’da ona bağımlılık yemini etti.

Fakat Akitanya anlaşmazlığının tekrar patlak vermesi, Valois’ların Edward’ın İskoç rakiplerini desteklemeleri, Edward’ın davalarını savunma ihtiyacı, onu düşmanından söz ederken «Fransa kralı olduğunu ileri süren Philippe» cümlesini kullanmaya ve «Fransa ve İngiltere kralı» unvanını almaya iteledi.

Edward III ile Philippe VI arasındaki anlaşmazlıkta, Felemenk’in meseleleri çok önemli yer tutuyordu: İngiltere’nin zenginliği de yün tedarikine dayanıyordu.

Edward III, ihtiraslarını gerçekleştirmede bu karşılıklı bağımlılıktan yararlandı: Philippe Vl’ya karşı ayaklanan, Robert d’Artois’yı destekleyerek, Avusturya imparatorundan Felemenk ile imparatorluk naipliğini elde ederek, flaman şehirlerinin ayaklanmasına (Jakob van Artevalde’nin peşinde) müdahale ederek bu zengin bölgeyi fransız etki bölgesinden ayırdı ve güçlü bir müttefik haline getirdi.

En başarılı hareketi, Flandre’a doğru yün ihracatını yasaklamak ve İngiliz çıkarlarını Brabant ve Hainaut’ya yöneltmek (bu bölgelerin desteklenmesini sağladı), sonra. Fransa kralı olarak tanınmasına karşılık Flamanlarla anlaşma imzalamak oldu.

Savaş başlayınca daha kalabalık (13 milyon nüf.) ve daha zengin olan Fransa, İngiltere’yi kolayca yenebilecek gibi görünüyordu. Ama ilk iki Valois’nın siyasi ve askeri yetersizliği ve Fransa’nın o sırada mali buhran geçirmesi, birkaç yıl içinde büyük bir bozgunla sonuçlandı.

1343’e kadar gevşek bir şekilde yürütülen çatışma (fransız donanmasının 1340’ta bozguna uğrayarak Philippe VI’nın Manş ötesine herhangi bir hareketini engellemesi dışında), sonradan kızıştı ve Fransızlar birçok yerde bozguna uğradı: 1346-1347 seferi Edward III’ün fransız süvarilerini Greey’de yenmesine (1346), sonra 1347’de Calais’yi ele geçirmesine (iki yüzyıl İngiltere’de kaldı) imkan verdi.

İngiltere tahtının varisi Kara Prens’in, Philippe VI’nın vârisi Jean II’ye karşı yönettiği 1355-1356 seferi Fransızların Poitiers’de bozguna uğramasıyla (1356) sonuçlandı.

Jean II’nin esirliği sırasında naip seçilen veliaht Charles, istilâyla, kara veba, Kötü Charles’ın entrikaları, Etienne Marcel’in yönettiği Paris ayaklanması ve taşradaki çetelerle mücadele etmek zorunda kaldı.

Kötü Charles ve Etienne Marcel’in İngilizlerle anlaşmaları onları yıkıma sürükledi; Marcel 1258’de öldürüldü.

Düzeni yeniden sağlayan veliaht, ağır şartlı bir antlaşma imzaladı (Britigny antlaşması, 1360); bu antlaşma Fransa tahtını babasına bırakıyor, ama Guyenne, Perigord, Limousin, Saintonge ve Poitou’yu İngiltere kralına terk ediyordu.

1346’da Jean II’nin ölümüyle tahta çıkan oğlu Charles V’in on altı yıllık saltanatı sırasında çatışmanın ikinci dönemi (Fransızların toparlanması) başladı.

Göz kamaştırıcı serüvenlerden uzak duran, ülkenin iç işlerini düzeltmeye uğraşan, danışmanlarını yetkili kimselerden seçen Charles V, veliahtken kaybettiği yerlerin hemen hepsini geri almayı başardı.

Navarra kralı Carlos’un yenilmesi (Cocherel, 1364), Flandre ve Belçika ile uzlaşma, büyük din tarikatlarının kaldırılması. (Bertrand da Guesclin’in bu tarikatları Ispanya’ya sürüklemesi, İngiltere ile savaşın yeniden başlamasını hazırladı.)

1368’den sonra Bertrand du Guesclin ve kralın kardeşleri kaybedilen illerin büyük kısmını geri alırken, lngilizlerin akınları başarısızlıkla sonuçlandı.

Charles V’in ölümünde, lngilizlerin elinde ancak ülkenin iç kısmiyla bağlantısı olmayan birkaç liman (Calais, Cherbourg, Brest, Bordeaux) kalmıştı.

1380-1413 Arasında savaş kesildi: iki düşman dış savaşlarla uğraşmalarına imkân vermeyen iç buhranlarla uğraşmak zorunda kaldılar.

Charles V.I’nın reşit olmaması ve oğlu (Louis d’Orleans), fıef’lerinde rekabet, kralın 1392’de ilk delilik krizini geçirmesiyle şiddetlendi.

Kralın amcaları (Louis d’Anjou, Jean de Berry, Philippe de Bourgogne), dayısı (Louis de Bourbon) ve oğlu (Louis d’Orleans), fief’lerinde gerçek birer kral gibi yaşadılar.

Atak Philippe’in ölümünden sonra oğlu Korkusuz Jean ve Louis d’Orleans arasında mücadele şiddetlendi. Sonunda Louis 1407’de Paris’te Jean tarafından öldürtüldü.

Bunun üzerine Bourgignon’lar ve Armagnac’lar arasında bir iç savaş patlak verdi. Prenslerin orduları çeşitli eyaletlerde çarpışıyordu.

Her iki taraf da zaman zaman İngiltere kralından yardım istedi. Paris’teki ayaklanmalar bazen çok kanlı oluyordu (özellikle 1413’ten sonra) sonunda, Korkusuz Jean, Montereau köprüsünde veliaht Charles ile görüşürken öldürüldü (1419).

Ama İngiltere ile savaş daha altı yıl önce yeniden başlamıştı. Ingilizler iç buhranlarını daha çabuk atlattılar: Richard II’nin (1377-1399) hükümdarlığı da Charles VI’ninki gibi sosyal ayaklanmaları ve kral ile amcaları (York ve Lancaster) arasındaki çatışmalarla geçti ve kral Fransızların güçsüzlüğünden yararlanamadı.

1399 Yılında kralı deviren Lancaster’lı Henry IV de, krallığında düzeni yeniden sağlamakla uğraştığından, Fransa’dan yapılan çağrılara cevap veremedi.

Henry V’in hükümdarlığı sırasında (1413-1422), savaş yeni bir özellik kazanarak yeniden başladı: Henry V, artık Guyenne’i en önemli mesele saymıyor, aynı zamanda İngiltere ve fransa taçlarını elde etmek istiyordu. Yüzyıl savaşları, ancak o tarihten sonra Fransa’nın Ingilizler tarafından işgal edilmesine yol açtı.

Henry V, 1415’te Normandiya’ya çıktı, Honfleur’ü aldı, sonra Azincourt’da fransız süvarilerini bozguna uğrattı (25 ekim 1415), Fransa’nın ilerigelen kişileri öldü veya esir edildiler. Bourgogne’lular «bekle gör» siyaseti uygulayarak Armagnacların ingilizler karşısında zayıflamasına göz yumdular.

Bu durum Montreau köprüsü görüşmesine kadar sürdü. Korkusuz Jean’ın öldürülmesinden sonra, oğlu iyi Philippe Henri V’in tarafını tuttu.

1420’de Troyes antlaşmasıyla veliaht Charles haklarını kaybetti; kızkardeşi Chaterine Henry V ile evlendirildi Ye Henry V naip ilân edilerek Fransa tahtının vârisi haline getirildi. Çatışmanın bu dönemi kesin bir zaferle sonuçlanmış gibi görünüyordu.

Fakat Henry V, 1422’de öldüğü zaman, Henry VI on aylıktı.Kısa süre sonra da Charles X’un ölmesi, iki ayrı kral ilânına yol açtı: Henry VI ve Charles VII. Charles VI’nın şansı daha kapalı görünüyordu.

O tarihten sonraki altı yıl, Fransa’nın İngiliz orduları tarafından işgaliyle geçti. Charles VII Loire’ın güneyine püskürtüldü. 1428’de Loire ötesindeki bölgelerin anahtarı sayılan Orleans kuşatıldı.

Bu kuşatma sırasında kuvvet dengesi yeniden değişti ve Yüzyıl savaşlarının Fransa’nın zaferiyle sonuçlanarak son evresi başladı.

Önce efsanevî Jeanne d’Arc Orleans’ı kurtardı, İngilizleri Patay’de yendi ve tek meşru varis haline gelen Charles VII’yi Reims’te tahta çıkardı.

Jeanne’ın Compiegne’de yakalanarak (1430) Rouen’da diri diri yakılmasına rağmen (1431), İngilizler savaşı ve taht üstündeki hak iddialarını kaybettiler. İyi Philippe taraf değiştirmenin kendisi için daha yararlı olduğunu anladı; önce aracılık yapmaya çalıştı, sonra 1435’te Arras antlaşmasını imzaladı.

Arras antlaşması, Charles VII’nin merkezi ve mahalli idareyi, mâliyeyi ve orduyu yeni bir düzene sokmasına imkân verdi. Buna paralel olarak, kaybedilen yerler geri alındı.

Paris (1436), Champagne (1441), Maine ve Normandiya (1450), Guyenne (1453), 1453’te lngilizlerin elinde fransız toprağı olarak yalnız Calais kaldı ve savaş ortada rakip kalmadığından sona erdi.

Bununla beraber Fransa ile İngiltere (Lancaster ve York’u çatıştıran lki-Gül savaşıyla uğraşıyordu) savaş halinde kaldılar.

York dükü Edward VII’nin tacı, Lancaster’lardan alması (1461) Fransa’yı yeni bir savaş tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Gerçekten İyi Philippe’in yerine geçen Korkusuz Charles, birkaç yıl sonra savaşı başlattı.

Fakat Calais’ye çıkarma yapan Edward IV (temmuz 1475), destekleyici bulamayınca Picguigny mütarekesini imzaladı (29 ağustos 1475).

Bu basit mütareke, aslında yüz otuz sekiz yıldır süren ve hukuken ancak XIX.yy. başında kral George’ın, atalarının XIV.yy.dan beri taşıdıktan «Fransa kralı» unvanından vaz geçmesine (Amiens anlaşması, 1802) kadar devam eden Yüzyıl savaşlarına son verdi.

Yüzyıl savasları, sonuç olarak hem Fransa’da, hem Ingiltere’de milli bilincin uyanmasını sağladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir