Karkamış Antik Kenti,Tarihi | Tarihi Yapılar |

Karkamış Antik Kenti,Karkamış şehrinin önemi, Mezopotamya ile Anadolu ve Mısır’ı birbirine bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasından ileri geliyordu.

Burada lngilizler tarafından yapılan kazıda çok eski bir tarihî olduğunu ortaya koydu.

Karkamış Antik Kenti Tarihi

Kentteki ilk yerleşme, Neolitik, belki de Kalkolitik devirdedir.

Daha sonra, sırasıyla ilk tunç devri, orta ve son tunç devirleri ve geç hitit yerleşmesi tespit edildi.

İlk yerleşme katlarında, pithos mezarlar (ölü, ana rahmindeki durumunda), sileks ve obsidienden küçük âletler, kaba çanak-çömlekler bulundu.

Kazıyı yapanlara göre, ilk hitit yerleşmesi diye nitelendirilen ilk tunç yerleşmesinin bulguları ise, sandık mezarlar, çeşitli ölü hediyeleri, uzun ve çark yapısı ayaklı geniş ağızlı kadehler ile düğme gözlü figürinlerdir.

Karkamış’ın bir hitit şehri olduğu, çeşitli yazılı belgelerle ispatlandı.

Boğazköy ve özellikle Mari ve Ugarit arşivlerindeki belgelerle şehrin tarihi daha iyi incelendi.

Ressam tarafından Nivive’nin 30 km doğusunda Balavat yöresinde bulunan, üzeri tunç kabartmalı, ahşap, anıtsal Balavat kapısı Mısır kralı Ramses III’ün Ege göçlerinden bahseden belgelerinde, harap olan şehirler arasında  Karkamış’ın da sayılmasına rağmen şehir M.ö. X. yy.da önemini korudu.

Çünkü asur kralı Tiglatpileser I, XI. yy. başlarında Büyük Hatti dediği  Karkamış Antik Kenti şehir devletinin, Malatya’ya kadar hâkim olduğunu bildirmekte ve Büyük Hatti kralı Nin-Teşup’u vergiye bağladığını anlatmaktadır.

X. yy. başlarında Bit-Brutaş aramî kabilesi,  Karkamışbirleşik devletinin zayıfladığı bir sırada şehri ele geçirdi.

Daha sonra M. ö. IX.yy.da Asur kralları Asurnasirpal II ile oğlu Salmanassar III, anallarında  Karkamış kralı Sangara’yı haraca bağladıklarını anlatırlar.

Fakat  Karkamış Antik Kenti kazılarında, kral Sangara ile ilgili hiç bir belge bulunamadı.

Bununla birlikte anıtlar üzerindeki yazıtlardan, Geç Hitit çağında burada asur belgelerinde adı geçmeyen, Luhas ve Araras sülâleleri denilen iki kral soyunun hâkim olduğu anlaşılmaktadır.

Bunlardan Luhas sülâlesinin M. ö. X. yy.da yaşadığı kabul edilir.

Bu sülâleden altı kral adı tespit edildi; en aşağı bir-bir buçuk yüzyıl hâkimiyetten sonra IX. yy.da, asur kaymaklarında sözü edilen kral Sangara gelmiş olmalıdır.

Araras sülâlesine gelince; sülâlenin kurucusu, yazıtında «Araras, efendileri olan Astarasoğullarını bertaraf etti» demektedir.

Buradaki Astarasoğulları hakkında henüz bilgi yoktur.

Karkamış kralı Araras, bir diğer yazıtında, asur kralı Aşrşurdan III’ten (M. ö. 772-754) söz ettiğine göre, M.ö. V in. yy.da yaşamış olmalıdır.

Araras’ın yeniden yazdırarak kullandığı taşlar, Luhas sülâlesinden Katuvas’ın yapılarına aittir.

Sarayının cephesini süsleyen ortostatlar üzerine bütün ailesinin resmini yaptırarak, elinden tuttuğu oğlunu veliaht tayin ettiğini de, kabartma üzerine hitit hiyeroglif yazısıyla yazdırdı.

Arkeoloji ve Güzel Sanatlar

Karkamış Antik Kentinde ilk incelemeleri, sırasıyla Mountbrel ve Pocoud (1699), Drummond ve Smith (1754), Chesney (1834) yaptılar. İlk kazılar British museum adına (1878-1881) yapıldı.

Daha sonra Hogarth (1908), R.C. Thompson ve sir Leonard Wooley (1911-1914) tarafından kazıldı. S.L. Wodey, 1920’de burada tekrar çalıştı.

Geç hitit yerleşmesinde  Karkamış, kale suru, iç sur ve dış sur olmak üzere üç sur ile korunurdu.

Dış sur, 4-5 m kalınlıkta ve kentin Fırat ırmağı tarafında, toprak üzerine kerpiç levhalardan yapılmıştı.

Güneyde bu sur, taş bloklardan bir temel, kerpiç duvar ve poternler ile kuvvetlendirilmişti (yaklş. M. ö. XVIII. yy.da) İç sur kuzeyde taş temel, kerpiç duvar, kasemat ve T şeklinde tahkimat, doğuda taş temel, ortostat ve kerpiç duvarlardan meydana geliyordu (M. ö. 1750 – 1500).

Doğu kısmı M. ö. X. yy.da kerpiç burçlar ile kuvvetlendirildi.

İç sur güney ve batıda toprak set üzerine kerpiç duvarlar halinde, kuzeybatıda ise, 18 odalı tahkimat ve önünde masif bir çıkıntı ile devam eder.

Sur dendaneleri üçgen şeklindedir: dış sur, aralarında 9 m olan çift duvardan meydana gelir.

Bu duvarlar burçlar ile kuvvetlendirilmiştir.

Karkamış surlarında, Su kapısı (iç surda), güney ve batı kapıları (iç surda), yine güney ve batı kapıları (dış surda) olarak tahkimattı 5 kapı vardır.

Karkamış’ta 8 ev kazıldı, bunlardan sadece ikisinin planları tam olarak tespit edildi.

Taş döşeli birer avludan girilen evlerin çekiç ile yontulmuş taştan temeller üzerine 1,70 sm kalınlıkta kerpiç duvarlardan yapıldığı anlaşıldı.

Dikdörtgen planlı odaların iç duvarları sıvalı, döşemeler taş, alçıları badana, dövme ve cilâlı kildendir.

Kentte iki büyük yapı bulundu.

Teşup tapınağı ve Hilani tapmağı 7X7,5 m boyutlarında bir odadır, ön yüzünde ortostatlı bir kapı ve bu kapının aksı üzerinde, ön avluda bir sunak yer alır.

Odanın 4 m kalınlıktaki duvarında niş veya merdiven vardır.

Hilani ise, önünde 2 sütun olan niş şeklinde bir giriş, kabartmalı 2 sütunun bulunduğu küçük bir geçit ve arkada esas oda ile buna bağlı bir yan odadan meydana gelir.

Karkamış, sanat yönünden hitit kentlerinin en önemlilerinden biridir.

Burada, hitit sanatı hakkında örnekler veren çok sayıda kabartma vardır.

Kabartmaların yerleri şöyle sıralanabilir: Su kapısı, saraya giden anıtsal merdivenin sağ tarafı, Teşup tapınağı duvarları, Kral kapısı, Prosession (merasim) duvarı, Kral burcu ve Haberciler duvarı.

Kabartmalar, düz kaideler üzerine siyah bazalt veya beyaz kireç taşı ortostatlara işlenmiştir.

Bazı yerlerde düzgün bir sıra ile bazalt ve kireçtaşı ortostatlar birbirini izler (Haberciler duvarı gibi). Kabartmalarda mitolojik sahneler ve günlük hayattan örnekler görülür.

Çizgiler hitit imparatorluk devri geleneksel üslûbunun yanı sıra asur ve babil etkisindedir.

Burada bulunan iki heykelden biri, aslan kaideli koruyucu nitelikte, öbürü ise Attarluhas heykeli diye tanımlanan (82 sm yükseklikte koruyucu nitelikteki kaidesi 2 arslan ve aralarında bir demonla bezeli) ve tahtına oturan tanrı Attarluhas’ı temsil eden heykeldir.

Ayrıca genç bir tanrıyı temsil eden bir baş da bulundu.

Bir cevap yazın